Lider ≠ Yönetici
29 Mayıs 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Alternatif Bakış, Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar
Rum asıllı yaşlı bir bayan balıkçının önünde durur;
- “Evladim, balıklar tazedir?”
Balıkçı:
- “Canlı, hanımabla, canlı.”
Bu cevabın üzerine yaşlı bayan yineler;
- “Evladim, Balıklar tazedir?”
Balıkçı:
- “Ablacım görmüyor musun? oynuyor balıklar. Canlı bunlar canlı…”
Yaşlı bayan bir kez daha sorar;
- “Evladım, balklar tazedir?”
Balıkçı:
- “Teyze canlı diyorum balıklar, anlamıyor musun? Dalga mı geçiyorsun sen benimle?”
Yaşlı Bayan;
- “Evladım, bende canlıyım, ama tazeyimdir?!
Bazı kavramlar birbirinin yerine kullanıla kullanıla, birbirlerinin eş anlamlılarıymış gibi yerleşiyor akıllara. Lider, yönetici, idareci gibi kavramlarda sıkça kullanılıyor birbirinin yerine. Hiyerarşik bir düzenin nispeten üst basamaklarında yer alan insanları tanımlamak için kullanılan bu kavramlar aslında birbirlerinden oldukça farklı anlamlar taşıyorlar.
Yönetici, mevcut sistemi, eldeki kaynaklarla en verimli şekilde yönetme gayretindedir. Lider ise topluluklara hitap edebilme, ortak uğurda birleştirme, idealler doğrultusunda yönetme, yeni ve cesur kararlar alabilme, onu takip eden topluluk için fedakarlıklarda bulunabilme, kendi konfor alanının dışına çıkabilme, gurubun menfaatlerini kendininkilerin önüne koyabilme, yönettiği topluluğun ortak ilgisini tutkuya dönüştürüp , ekipçe özveri ile çalışmalarını sağlayabilme gibi özelliklere sahiptir. Lider değişimin ve farklılığın sadece gerekli değil aynı zamanda başarının anahtarı olduğunun farkındadır.

Sadece verimliliğe odaklanıp, ucuza çok sayıda üretip, reklam yapıp satışların tavan yaptığı dönemler geride kaldı. Farklı, çarpıcı, üzerine konuşmaya değer ürünler ve hizmetler sunmadan gerçek bir başarı elde etmek çok zor günümüz şartlarında. Kalıcı ve istikrarlı bir yükselişin yolu statükoya meydan okuyabilen, yaratıcı, tutkulu liderleri (lider adaylarını) bulup doğru pozisyonlara yerleştirmekten geçiyor. Tabi ki geçmiş başarılarını eski yöntemlerle sürdürüp “canlı” kalan bir çok dev marka var, fakat, 8-10 yıl içerisinde 0 dan 106 milyar dolarlık market değerine ulaşan Google gibi markalar bize “taze” olmanın önemini, “taze” kalmak için sahip olunması gereken düşünce yapısını gösteriyor.
Tanıdık bir mecranın yaratıcı kullanımı
22 Mayıs 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Gazete, dergiler alışılagelmiş mecralardır. Hatta o kadar alışılagelmiş ki, okuyucuların çoğu günümüzde bu mecralarda yayınlanan reklamları görmezden geliyor. Yapılan araştırmalar New York Times gibi, dünyanın en ünlü yayınlarında yer alan reklamların birinin bile gazete veya dergi okunduktan sonra okuyucuların çok büyük bir bölümü tarafından hatırlanmadığını göstermektedir.
Ama bu mecralar zeki beyinler tarafından değerlendirildiğinde, eski mutlu günlerde olduğu gibi ilgi çekici şaşırtıcı ve akılda kalıcı bir şekilde müşterilerinize ulaşmanızı sağlıyor hala. Zekice kullanımdan kastım bir görselin altına yerleştirilmiş ve kelime oyunları ile hafif mizahileştirilmiş cümleler değil. Yazdığınız mesaj ne kadar zekice, ilginç ya da dikatte değer olursa olsun, okuyucular reklamları genel olarak görmezden geldiklerinden, beklenen, ortalama bir etkiden fazlasını yaratamayacaktır.
Fakat nadiren de olsa gerçekten zekice ve sıradışı örneklerle karşılaşıyoruz. İşte onlardan biri;

Noah hayvan hakları savunucusu bir grup. Yaptıkları çalışmanın amacı kozmetik endüstrisinde hayvanlar üzerinde yapılan deneylere dikkat çekmek. Bu çalışmada uydurma bir isimle, dergilerde, krem markalarının, içinde ürünün “sample”ını içeren reklamlarını taklit eden reklamlar yayınlanıyor. Reklamda yer alan yazılar tıpkı bir krem markasının yazacağı cinsten bilindik cümleler. Fakat sahte cilt kremi “sample”ını kopardığınızda altında acıdan bağıran bir maymun resmi görüyorsunuz ve hala binlerce hayvanın kozmetik endüstrisi adına yapılan deneylerde öldüğünü ya da yaralandığını anlatan bir mesaj yer alıyor altında. Asıl çarpıcı etkiyi ise; “sample”ı koparırken maymun fotoğrafınında bir kısmını yırtıp, kendi elinizle bir hayvana zarar vermenin vicdan azabı yaratıyor. Güçlü duygular hissedilirken alınan mesajlar hafızaya daha rahat kazınır. Noah sürpriz etkisi yaratarak, vermek istediği mesajı, klasik bir mecrada yaratıcı bir şekilde vermiş.
Volkswagen Bilişim Teknolojilerinin Hızında Gelişseydi…
15 Mayıs 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar
Alçak gönüllü olduğunu pek söyleyemeyeceğimiz, bilişim sektörünün dev markası Microsoft’un kurucusu Bill Gates katıldığı bir seminer sırasında, bilişim sektörünün ilerleme hızını şöyle bir örnekle anlatmayı seçer;

“Eğer Volkswagen son 10 yıl içerisinde bilişim sektörünün geliştiği hızla gelişseydi, şu anda, 100 dolara aldığımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atabilecektik.”
Tabi Volkswagen bu inceden aşağılama içeren benzetmeye karşılık vermemezlik etmez ve şöyle bir basın açıklaması yayınlar;
Eğer markamız sayın Gates’in işletim sistemi gibi bir gelişim izleseydi, satın alacağınız her arabada tek bir koltuk bulunur, diğer her bir koltuk için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktınız, arabalarımız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacak, gösterge tablosunda tum ikaz ve uyari isiklari yerine uzerinde, “Otomobiliniz geçersiz bir işlem yürüttü ve kapatılacak.” yazan tek bir lamba olacakti. Ayrica her kazadan sonra arabanin hava yastiklari acilmadan once bir dugmenin uzerinde “Hava yastıkları açılacak, emin misiniz?” diyen bir isik yanacakti.
Volkswagen’in cevabı hepimize, her sektörün, ürünün, ürün grubunun, pazarın kendi dinamikleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, başarı ölçütlerinin her sektör için farklı olduğunu hatırlatırken, Sn. Gates’e de tokat gibi bir cevap olmuş.
Bazen Az Olan Daha Fazladır!
8 Mayıs 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Sadeliğin, basitliğin, reklam ve ürün tasarımında, anlatımda, ürün fonksiyonlarında, kompleks ve karmaşık yapılara tercih edildiğini, günümüz kullanıcı ve müşterileri için bazen daha az olanın daha çok, daha iyi olduğunu mac gibi, google gibi markaların başarıları hemen hepimize benimsetti.
Fikirlerine ve yeteneğine oldukça güvendiğim reklamcı bir arkadaşım (Oya Kaya) bir keresinde “yapabiliyorsan reklamına sadece bir toplu iğne koy ve tüm anlatmak istediğini o anlatsın” demişti. Geçenlerde karşılaştığım bir reklam çalışması bana Oya’nın bu sözünü hatırlattı. Hollandalı bir Mac onarım servisi olan MacHerman da, Mac ‘in farkedip başarısının temellerini oturttuğu Sadelik kavramından yola çıkarak son derece basit ama içinde zeka parıltısı barındıran bir afiş hazırlamış. MacHerman için yapılan bu çalışma sadece bir toplu iğneyle anlatmak istediğini mükemmel bir şekilde anlatmış. Ayrıca böyle sade ve çarpıcı bir anlatım biçimi seçerek Mac markasının imajına ve içinde barındırdığı kavramlara son derece uygun, markayla bütünleşen bir reklam ortaya çıkarmış.
İşte beni son derece etkileyen O afiş;

Mac’in ünlü ısırılmış elmasını tamamlamışlar ve “viola!”. Fazlasına hiç gerek yok…
İnanmak – İnandırmak! İnsanlar Neye İnanır?
1 Mayıs 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar
İnsanlar neye inanır? Seth Godin bu sorunun cevabını çok kısa bir o kadar da doğru bir tespit ile veriyor Tribes kitabındaki “About Belief” yazısında. (Bu denli öz bir yazının üzerine yorum yazıp, kalabalıklaştırmak hiç hoş olmaz diye düşünüp sadece Seth’in yazısını paylaşıyorum.)
- İnsanlar onlara söylediğiniz şeylere inanmazlar.
- Onlara gösterdiğiniz şeylere nadiren inanırlar.
- Arkadaşlarının söylediklerine genelde inanırlar.
- Kendi kendilerine söylediklerine her zaman inanırlar.
- Gerçek liderlerin yaptığı ise; onlara kendilerine anlatacakları hikayeler vermektir. Gelecek ve değişimle ilgili hikayeler…
Seth Godin, Tribes, “About Belief” pg138

