Yavaşşşşş!

Amerika Birleşik Devletleri, Milwaukee’de Elm Grove Polisi için Cramer-Krasselt reklam ajansının hazırladığı outdoor çalışması, aşırı hızın potansiyel sonuçlarını sürücülere çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Kaza İhtimali

Kaza İhtimali

Bu kampanya için 3 ayrı outdoor çalışması hazırlanmış. Hız tespit ünitelerinin giydirilmesiyle oluşturulan tabelalardan ilki sürücünün hızını okuyarak dijital ekranda yanında bir yüzde işaretiyle sürücüye gösteriyor, dijital ekranın üstünde ise “kaza yapma ihtimali yazıyor” ve yolun hız sınırının üzerinde seyreden sürücülere uyarıda bulunuyor.

Hastanede Geçirilecek Gün

Hastanede Geçirilecek Günler

İkinci çalışmada ise sürücünün hızının gösterildiği ekranın üstüne “Hastanede Geçirilecek Günler” yazılmış.

Kazanın Faturası

Kazanın Faturası

Üçüncü ve son çalışmada ise hızın gösterildiği dijital ekranın yanına 3 sıfır eklenerek üzerine “Kazanın Faturası” yazılmış.

Hız limiti olan 25 mil’de yada altındaki hızlardaki geçişlerde dijital panel ne gösteriyor tam olarak bilmiyorum. Eğer hızı aynı şekilde göstermeye devam ediyorsa 20 mille giderken bile 20 gün hastanede geçirebileceğinizi ya da 20 gün hastanede yatabileceğinizi iddia ediyor demektir. Muhtemelen 25 mil’in altındaki hızlarda hiçbirşey göstermiyordur ancak 26 mil’de hızınızı gösterip, hız limitinin sadece 1 mil üstünde olmasına rağmen bu hızda 26 gün hastanede yatabileceğinizi ya da muhtemel kazanızın faturasının $26,000 olacağını söylemesi ufak bir orantısal mantık hatası yaratıyor. Yine de; hızın yol açabileceği felaketleri, sürücüleri korkutmak maksadıyla biraz abartılı fakat oldukça ilgi çekici bir şekilde gösteren başarılı bir çalışma olmuş.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Viral Kampanyalar – Will it Blend – Blendtec

Will it Blend, Blendtec’in ürettiği endüstriel blender’ları tanıtmak üzere videolar yayınlayan ve viral pazarlama aracı olarak kullanılan bir Youtube kanalı.

Video’da endüstriel blender bir iPhone’u parçalıyor. Aynı blender tarafından farklı videolarda farklı ürünlerin parçalandığını görmemiz de mümkün. Her komik ya da ilginç videoya benzer reklamı “viral” olarak tabir etmeye alıştığımız bugünlerde nadir başarılı örneklerden biri bu video.

En çok izlenen internet videosu olmadığı ortada, ama 7,245,536 gayet başarılı bir sayı ki bu sadece YouTube’ta izleyenlerin sayısı. Bu kampanyanın başarısı amaca yönelik olmasında yatıyor. İlginç bir video var ortada ve daha önemlisi kimse; “durun ilginç bir video yapalım milyonlarca kişi izlesin bizim de şirket olarak adımız geçse yeter, bu başarılı bir viral kampanya olur” dememiş. Bunun yerine ilginçliği ürüne dayandırmışlar. İlginç olan ürünün kendisi. Endüstriel Blender o kadar güçlü ki, içine atmamanız gereken, metal şeyleri bile parçalıyor. Video ilginç olmakla kalmayıp ürünün güçlü ve dayanıklı olduğunu vurgulyor ki eğer günde onlarca kez blender kullanan bir restoransanız bu çok hayati bi özellik. Bu viral kampanya, ürüne karşı ilgi uyandırıyor. Endüstriel bir blender’a ihtiyacı olmayan ev kullanıcıları bile sadece içine onu bunu atıp parçalamak için bu üründen sipariş etmişler. Bu viral kampanyada dikkate alınması gerekn bir başka öğe de; gerçeklik, videoda ilginç olan şey gerçek, kurgu değil. Blendtec blenderları gerçeten vaadettiğini yapabiliyor. İşte o video;


“Mert, beni aldattın, çok gerizekalısın bende unuttuklarını Gittigidiyor’da satıyorum, bu da sana kapak olsun.” diyen gittigidiyor viral kampanyası ile Will it Blend’in markaya kattıkları arasında dikkate alınmaya değer farklar olduğunu düşünüyorum.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Viral Kampanyalar – Fulya Eski Sevgilime Kapak Olsun

Viral kelime olarak; virüssel, virüsün yol açtığı, virüsten meydana gelmiş, virüs gibi yayılan gibi anlamlar ifade eder. Alternatif pazarlama metodları arasında sıkça rastlamaya başladığımız bu yöntem, kullanıcıların, tüketicilerin ilgi çekici, paylaşılmaya değer gördükleri şeyi kendi çevrelerine yaymaları ile çığ gibi büyüyen kampanyalar oluşturabilme ihtimali barındırmaktadır. Viral kampanyaların, fikirlerin iyi kurguılandığında ne kadar başarılı olduğu su götürmez bir gerçek.

Fulya isimli karakterin “Eski Sevgilime Kapak Olsun” isimli videosunun internette ne denli ilgi uyandırdığını hepimiz az çok biliyoruz. Bu gittigidiyor.com’un hazırladığı bir viral kampanyaydı. Hatırlamayanlar için;

Bu video’da Fulya sevgilisinin onu en yakın arkadaşıyla birlikte olmak için terk etmesini sindirememiş ve öfkesini, hıncını internette yayınladığı bir video yoluyla Mert’ten almaya çalışan bir genç kızdır. Mert’in onda unuttuğu eşyaları Gittigidiyor.Com’da 1TL’dan satışa sunmaktadır. Satılan eşyalar; Fulya’nın geceliği, digital bir SLR (profesyonel) fotoğraf makinesi ve Türkiye Milli Futbol Takımından imzalı bir futbol topudur. Bu kampanyayı başarılı yapan şeylere baktığımızda, ihanete uğramış kalbi kırık bir genç kız, tipik bir ihanet öyküsü ve en önemlisi gayet ilgi çekici bir intikam alma metodu görüyoruz. Kalbi kırık genç kız ve ihanet öyküsünün neden tuttuğunu anlamak için Türkiye’de yayınlanan dizilere bakmamız sanırım yeterli olacaktır. Enteresan intikam alma yöntemine gelince ki ilgiyi asıl uyandıran faktördür diye düşünüyorum, iki farklı öğe çıkıyor karşımıza; 1 kişiselleştirme, 2 satılan eşyalar. İzleyicinin olayı kişiselleştirmesi ilgiyi çığ gibi büyüten bir faktör; insanlar ya kendini Fulya’nın yerine koyup, “Oh olsun” diyor ya da kendilerini Mert’in yerine koyup kendisi için değerli olan şeylerin satılmasının ve internette milyonlarca kişi karşısında rezil olmanın utancının ne kadar acı vereceğini tahmin etmeye çalışıyor. Satılan eşyalara gelince Türkiye’de ilgi uyandırmak adına titizlikle seçildiği ortada; 1 adet gecelik = cinsellik, Milli Takımdan imzalı futbol topu = Futbol Tutkusu ve 1 adet SLR Fotoğraf Makinesi = Teknoloji ve Teknolojiye Ucuza Sahip Olma İsteği. Bu kampanyada ilgi çekici kılmak için tüm malzemeler yeterince kullanılmış.

Bu kampanyanın uyandırdığı ilgi aşikar. Ancak üzerinde durulması gereken farklı bir konu var kanaatindeyim. İnsanlar bu kampanya’da ikiye ayrıldı, kimi bu kampanyayı “dahice” olarak tanımlarken, kimi “hiç etik değil” dedi. Bu noktada her ikisini de sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Birincisi; kampanya ilgi uyandırmasına karşın birinci planda olan şey Fulya’nın hikayesi miydi, yoksa Gittigidiyor muydu? Bu kampanya’nın etkisi geçtikten sonra kampanyaya ilgi gösteren insanlar, ya da bu insanların bir kısmı aynı ilgiyi Gittigidiyor’a göstermeye devam edecek miydi? Uyandırılan anlık ilginin marka imajına katkısı ne oldu? Dürüstlüğe dayalı, güven üzerine kurulmuş uzun soluklu ilişkiler kurmayı pazarlama da başarının bir faktörü olarak kabul ediyorsak, bu kampanyanın, uzun soluklu müşteri ilişkileri kurmadaki katkısını sorgulamak gerek.
Bu kampanyaya ilgi gösteren insanların %80′i bu videonun gittigidiyor kampanyası olduğundan ve gerçek olmadığından habersiz. Eğer gittigidiyor bu kampanya da ön plana çıkarılsaydı, insanlar bunun “gerçek” olmadığını anlayacak ve dolayısıyla beklenen ilgi oluşmayacaktı. Bu yüzden bu kampanyanın marka adına herhangi bir katkıda bulunduğunu söylemek zor. Bununla birlikte insanların olup bitenden habersiz olması, zavallı bir genç kızın dramını “gerçek” sanması bizi ikinci konuya getiriyor; Etik!.

Bu kampanya, maddi yönden hiçbir kullanıcıyı zarara uğratmadığından, ya da masum bir internet videosu olduğu öne sürülerek etik açıdan savunulabilir. Ancak amaç ne kadar masum olursa olsun kurguyu kasti olarak gerçek gibi göstermek şahsen tercih ettiğim bir yöntem değil. Etik ve ahlak konusunda ne gittigidiyor’u ne başka bir şirketi sorgulayacak değilim. Herkesin kendi tercihleri ve metodları vardır, “aşkta ve savaşta her yol mübahtır” gibi bir düşünceyi ekonomik yaşantısına adapte eden şirketler olabilir.  Yalnız şunu gerçekten merak ediyorum. Hatırlar mısınız bilmem; 3 sene önce 2006′da yine Gittigidiyor.com’da “Bilkentliden kullanılmış tanga” başlıklı bir satış ilanı yayınlanmıştı. İlanın devamı şu şekildeydi;

Bilkentliden kullanılmış tanga – 8 Haziran 2006

Bilkent’in en seksi ve popüler hatunlarından birinin kullanılmış tangasına sahip olun. Tamamen kendisinden satılık olan bu tanga kargoya verilmeden iki gün boyunca giyilecektir ve kargoya o haliyle verilecektir. Bu açık artırmanın sebebi, yaz okulu için alınan borç paranın ödenmesinde bir nevi katkı olarak akla gelmiştir. Alıcılar bunu istedikleri amaç doğrultusunda kullanmakta serbesttirler.

İlanı bir günde 85400 kişi ziyaret etti ve sözkonusu iç çamaşırının fiyatı 1250YTL’ye yükseldi. Sonra ne oldu? ilanı veren kişinin Bilkent İşletme 2. Sınıf Öğrencisi P.G. olduğu, daha önemlisi P.G.’nin erkek olduğu anlaşıldı. P.G.’nin yaptığı açıklama şu şekildeydi;

“Amacım sadece zekámı kullanıp bir ürünü pazarlamaktı. Bilkent’in meşhur seksi kızlarıyla kullanılmış tangayı bağdaştırarak, bez parçasının değerini artırabilirim diye düşündüm. Ortada iğrençlik, sapıklık ya da dejenere bir durum yok. Sadece bir öğrencinin mesleğiyle ilgili yaptığı bir tez çalışması bu. Tangasını satıp okuyan Bilkentli kız öğrenci çok çarpıcı bir sunum. Kullanılmış tangaya gösterilen ilgi de ülkedeki cinsel açlığın hálá ne boyutta olduğunu gösteriyor.”

Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için, Hürriyet’in 22 Haz. 2006 tarihli yazısını inceleyebilirsiniz.

Alın size viral pazarlama… İlgi uyandırmak üzere tasarlanmış, amacına da ulaşmış bir kampanya.  Benim asıl ilgimi çeken ise Gittigidiyor’un verdiği tepki. Fiyat 1250YTL’ye çıkıp P.G.’nin erkek olduğu anlaşıldıktan sonra Gittigidiyor satışı durdurdu. Neden? Gerçek algısı yaratılarak sıradan bir ürüne ilgi çekici bir hikaye oluşturuluyor ve sıradan bir bez parçasının fiyatı 1250YTL’ye kadar çıkıyor diye.

Fulya’nın Eski sevgilisinin eşyalarını satmasıyla, P.G.’nin tanga satması arasında farklar mutlaka var, biri maddi olarak insanlara zarar verme potansiyeli taşıyordu ki bunun daha ilerisi dolandırıcılığa girer, diğeri taşımıyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki ikisi de özünde aynı şeyi yapıyor, gerçek olmayan ilginç bir hikaye yaratarak büyük ilgi uyandırıyor. Herkes kanunlar çerçevesinde istediği ilgiyi istediği şekilde uyandırmakta tabi ki serbest ancak benim anlayamadığım ise 3 sene önce satışı durduran Gittigidiyor’un, bugün aynı stratejiyi kendi uyguluyor olması…

Etik olsun olmasın viral kampanyalar gerçekten etkili ve yenilikçi. Doğru kullanıldığında çok başarılı sonuçlar doğurabiliyor. İlginç video paylaşımının günlük hayatın değişmezi olduğu günümüzde,  fotoğraf ya da video manipülasyon araçlarıyla dünyanın en ilginç videosunu ya da fotoğrafını yaratarak milyonlarca kişinin bunu izlemesini sağlayabilirsiniz. Fakat yarattığınız ilgi çekici hikaye ürününüz, markanız ya da hizmetlerinizle alakalı değil de sadece ilgi çekici bir hikaye ise, bir ara ünlü olmuş internet videoları rafındaki yerinizi almaktan öteye gidemezsiniz. Viral kampanylardaki, yayılmayı sağlayan ilgi çekici öğelerin ürünlere, markalara ya da hizmetlere dayandırılması gerektiğini düşünüyorum. (Örn: Will it Blend) İlgi çekici olan sizin ürününüz olmalı ki yaptığınız viral kampanyanın uyandırdığı ilgi doğru yere yönlenmiş olsun.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Sydney Uluslararası Gıda Festivali

Bu yıl Sydney Uluslararası Gıda Festivali’ne ilgiyi arttırmak için ilginç ve başarılı görseller hazırlanmış. Her ülkenin bayrağı, o ülkeye özgü yiyeceklerden oluşturularak değişik ve yaratıcıbir çalışma elde edilmiş.

Avustralya

Avustralya

Brezilya

Brezilya

Fransa

Fransa

Yunanistan

Yunanistan

Hindistan

Hindistan

Italya

Italya

Japonya

Japonya

Lübnan

Lübnan

Güney Kore

Güney Kore

İspanya

İspanya

İsviçre

İsviçre

Vietnam

Vietnam

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yayında Kesinti; MarketingTurkiye.Net Hacklendi

11 Eylül 2009 - Yazar: Erman  
Kategori: Haberler, Tüm Yazılar

Sevgili okurlar, 09.09.09 Çarşamba tarihinde MarketingTurkiye.Net zararlı bir yazılım tarafından, sitenin kodlarının bir kısmının değiştirilmesi ve site yayınını durduran kodlar eklenmesi suretiyle yayınına 2 gün süreyle ara vermek zorunda kalmıştır.

Böyle bir saldırının birdaha gerçekleşmemesini ümit ediyoruz. Yayının uğradığı kesintiden dolayı sizlerden özür diliyoruz.

MarketingTurkiye.Net

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Değişim ve Adaptasyon

Canlıların hayatlarını sürdürmeleri değişen çevre şartlarına uyum sağlama yeteneklerine bağlıdır. Durağan koşullarda, içinde bulunduğu durumdan memnun olan bir canlı değişime gerek duymayacaktır ki bu en verimli yoldur. Ancak değişken çevre koşulları, hayatta kalmak için değişimi mutlak gerekli bir olgu haline getirir. Bir iguana türü yaşadığı çevreyi, buzul devrinden sonra yükselen su seviyesi nedeniyle karadan çok su kaplayınca boğulmamak için yüzmenin, yem olmamak için daha iyi yüzmenin ve suda avlanmanın yollarını aramak zorunda kalmış ve bunun sonucu olarak zaman içerisinde daha geniş perdeli ayaklar geliştirmiştir. Kullanılan organın gelişmesi, aynı eski devirlerde kas gücüne dayalı bir yaşam süren insanların daha kaslı ve iri olması gibi, iguanaların bulundukları ortam koşullarına adapte olmalarını ve hayatlarını sürdürmelerine olanak tanımıştır. Değişime isteksiz canlılarsa tükenmek tehlikesiyle karşı karşıya gelip, yeryüzünden silinmişlerdir.

Şirketleri, markaları kişilikleri olan bireyler olarak kabul ettiğimize göre onların hayatta kalma ve çevrelerine hâkim olma şekillerini diğer canlılarınkinden ayrı tutmamamız gerektiği kanaatindeyim. Günümüzde eski yöntemlerin işe yaramadığını anlamak ve yeni kurallara adapte olmak için gayret etmek bir şirketin hayatta kalmasının temel koşuludur. HP’nin CEO’su Lew Platt’ın dediği gibi “Geçmişte sizi başarılı yapan her ne idiyse, gelecekte başarılı yapmaya yetmeyecektir.” Değişime karşı duran ve eski kuralları koruma gayretinde olan dev şirketler ve markalar bile doğanın kaçınılmaz kuralının acımasız ellerinden kurtulamayacaktır. Durgun zamanlarda yavaş gerçekleşen değişim onları pek etkilememiş gözükebilir ancak içinde bulunduğumuz kriz ortamı gibi çalkantılı dönemler satışın ve kârın artık eski kurallara bağlı olmadığını göstermiş ve birçok devin yıkılışına tanıklık etmiştir.

“Dalgaları durduramazsınız ancak sörf yapmayı öğrenebilirsiniz.”

Çalkantılı dönemler aynı şekilde değişime istekli, değişen koşulları algılayan ve kendini bu değişen koşullara göre yeniden şekillendirme gayretinde olan şirketlerin, markaların en zorlu durumlardan bile yıkılmadan çıktığını bizlere göstermiştir. Reklamların eskisi kadar işe yaramadığını algılayan, değişim ve adaptasyonun olmazsa olmaz olduğunun farkında olan, müşterilerle uzun soluklu ilişkiler kurmanın gerekliliğini kavrayan, avcılık yerine çiftçilik yapmayı seçen markalar günümüz ekonomisinde varlıklarını sürdürmeye devam edeceklerdir.

Bir de oyunun kurallarını değiştirenler vardır ki bunlar kısa sürede bulundukları piyasaya hâkim olurlar. İnsanoğlunun doğadaki mutlak hâkimiyeti bunun en büyük kanıtıdır. Doğa koşullarına uyum sağlamak için kendini koruyacak barınaklar, hayvan postları insanları, donmaktan, vahşi yaşamdan korumuştur. Başarıyı asıl getiren ise insanoğlunun, doğayı kullanarak, değiştirebilme kabiliyetini kazanması; kayaları kalelere, madenleri silahlara, ağaçları araçlara, gözlemlerini bilgiye dönüştürebilmesi, karşılaştığı zorluklar karşısında değişmeyi ve değiştirebilmesi olmuştur. Doksanların sonu ve iki binlerin başında ortaya çıkan bazı genç şirketler bu duruma örnektir. Google’ın ortaya çıkmasıyla dünyanın en değerli markası olması arasında yaklaşık on yıl gibi kısa bir süre vardır. Google’dan  Yahoo’dan önce de birçok arama motoru vardı. Google ve benzeri başarı hikâyelerini yaratan, olmayan bir ürünü ya da hizmeti sunmak değil, alışılagelmiş olanı temelinden sarsma, daha yeni ve daha iyisi ile değiştirebilme cesaretidir.

Ancak hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Her medeniyet, her canlı türü ve her marka, hâkimiyetinin getirdiği büyüme sonucu hantallaşıp, verimliliğini, değişme ve adapte olma kabiliyetini yitirip yeni bir rakip tarafından geçilmeye mahkûmdur. Roma medeniyetini zirvelere çıkaran faktörler bugün hiçbir ülkeye dünya hâkimiyeti ya da refah getirmez. Oyunun kuralları çoktan değişmiştir. Değişim ve adaptasyon kabiliyetini olabildiğince korumak, kaçınılmazı ertelemenin bilinen tek yoludur.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)