Bill Gates’in Türkiye Vizyonu ve Önyargılarımız

Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in Türkiye vizyonunu açıkladığı video.

Click here To Watch Video
İzlemek İçin Tıklayın

Bill Gates’in bu videoda açıkladığı üzere Türkiye Microsoft için kendi bulunduğu coğrafyada önemli ve lider bir konuma sahip. Microsoft bu konuda yalnız değil. 70 milyonluk pazarı, (herşeye rağmen) güçlü yapısı ve azimli ve başarılı profesyonelleriyle Türkiye  birçok dev marka için stratejik bir üs konumunda.

Özellikle sayın Muhtar Kent’in Coca Cola Company’nin CEO su olmasıyla birlikte birçok uluslararası dev markanın yönetim kadrolarında Türk yöneticilerin sayısının arttığını görüyoruz.  Sevindirici… Bireylerin başarıları ülkeye ve ülke insanlarına referans oluyor böylece yöneticilerimize ve yönetici adaylarımıza uluslararası platformda başarılı  olmaları için daha fazla fırsat tanınıyor.

Bu noktaya kolay gelinmedi. Kendinizi ABD kökenli bir firmanın, ABD kökenli yöneticisi yerine koyun bir pozisyona 2 başvuru var biri Stanford’tan mezun diğeri Türkiye’de bir üniversiteden. Kimi seçerdiniz?

Önyargılar… Kararlarımızı vermemizde bize yardımcı olan savunma mekanizmamızın öğeleri. Önceden edinilmiş tecrübe ve bilgiler dahilinde hareket etmemizi böylece hataya olabildiğince yer bırakmamamızı sağlayan güdü; Önyargı. İnsan doğasının bir parçası. Ancak yeniyi denemekten dolayısıyla gelişmeyi getiren o büyük atlayışları yapmaktan alıkoyduğu için bizleri, her daim kontrol edilmesi gerekiyor. Ancak Einstein’ın dediği gibi önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zor…

Unutmamak gerekir ki; iş, bililm veya sanat dünyasında başarılı olan insanların çoğu sıfırdan başladı ve birilerinin önyargılarını kırıp onlara bir şans vermesiyle dünyayı ve/veya çevrelerini değiştirdiler. Başarılı olan insanlar sıfatları ya da mezun oldukları üniversiteler yüzünden değil, kişisel özellikleri, eşsiz bakış açıları ve yeniliğe olan açlıklarından dolayı başarılı oldular. Sıradan bir örnek olacak ama; Apple ve Pixar’ın kurucusu Steve Jobs üniversite mezunu bile değil.

İş başvurularını incelerken, otomatik sistemlerde bir tıkla 1-2 yıllık tecrübe eksikliklerini, bazı üniversiteleri, filtreleyerek devre dışı bırakabildiğimiz bir teknoloji işimizi kolaylaştırırken, sırf bir özelliği tutmuyor diye, geleceğin Steve Jobs’larını, Bill Gates’lerini, Muhtar Kent’lerini, Larry Page’lerini eleyerek o ihtiyaç duyduğumuz yenilikçi sıçaramaları kaçırmamıza sebep oluyor. Aynı şekilde bizimle birlikte çalışanlar farklı, denenmemiş bir projeyle çıkageldiklerinde, fikrin aslından çok karşımızdakinin tecrübesizliğine veya pozisyonuna odaklanıp Google gibi projelerin ortaya çıkma ihtimalini baştan bitirmiş oluyoruz. Dünyanın bizi nasıl gördüğü üzerine düşünüp, bu konudaki olumlu gelişmelerden mutlu oluyorken, bizim insanlara ve dünyaya nasıl baktığımızı sorgulamamız gerek. Farklı bir açıyla bakmanın, insanları istatistik, veritabanınızdaki datalar yığını olarak görmeyip, kişisel özelliklerine, şevkine, potansiyeline göre değerlendirmenin, başkalarının bize bakışının nasıl değiştiğini örnek alarak bizim birbirimize bakış şeklimizi değiştirmenin zamanı gelmedi mi sizce de?

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 9.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 2 votes)

Farklılaşırken Başkalaşmak

Her markanın sahip olduğu karakteristik özellikler ve özdeğerleri vardır. Bu değerler ve özellikler bütünü sözkonusu markayı marka yapan şeylerin başında gelir. Markalar kendilerini anılmak istedikleri herhangi bir kavrama konumlandırmada özgür olsalar da, sahip oldukları ürün ya da ürün gruplarının karakteristiklerini de hesaba katmalıdırlar.

Ürünlerin karakteristiği, kendilerini pazardaki diğer ürünlerden ayrıştıran temel faktör olduğu gibi, farklı markaların benzer ürünleri ile ortak noktaları olduğundan markalar kendilerini rakiplerinden ayırmak amacıyla diğerlerinden “farklı” kavramlarla hatırlanmak isterler. Farklılaşma doğru yönetildiğinde başarıyı getirse de markayı sahip olduğu özdeğerlerden ve ürünlerinin yapısal özelliklerinden farklılaştırdığı, uzaklaştırdığı anda amacından sapmış demektir.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir ayran reklamı buna örnek teşkil ediyor. Reklamda, atlayan, zıplayan, dans eden, süper enerjik gençler boy gösterirken arkada, ayranı değişik bir aksanla “***** ayrağğğn, ***** ayrağğğğn” şeklinde seslendiren bir şarkı yeralıyor. Okulda, sofrada, sokakta ayran içmemizi öğütleyen reklam, ayranı adeta bir kolaya, ice tea ye dönüştürme çabası içerisinde. Ayranı modernleştirme çabası, ayranı olmadığı birşey yapma hatasına dönüşmüş kanaatindeyim.

Ayran yapısı itibariyle gelenekseldir ve enerjik olmanın aksine rehavet veren bir içecektir. Ayranı, gazlı içeceklerin sahip olduğu enerjik, genç, modern görünüme büründürmeye çalışmak, Ferrari markasını yakıt tasarrufuyla özdeşleştirmeye çalışmak gibi boş bir çaba. Bir o kadar da gereksiz hele ki sahip olunan ürün özellikleri ve özdeğerler bakımından, sağlık, geleneksellik, doğallık gibi kavramlar kullanılabilecekken. Kendinden uzaklaşıp, rakiplerine benzemeye çalışmak farklılaşma değil aynılaşma olarak adlandırılabilir ancak.

Sıradanlığı hiç bir zaman savunmadım. Marka tabi ki farklılaşmalıdır, özdeğerlerine ve sahip olduğu ürün ve ürün gruplarının özelliklerine sağdık kaldığı sürece… Farklılaşma, başarılı olanı kopyalamak, Amerikayı yeniden keşfetmek değildir. Aksine rekabet halinde olduğunuz marka ve ürünlerin sahip olmadığı, ancak hedef kitle tarafından arzulanan bir özelliğe yoğunlaşmak ve o kavramla anılmaya çalışmaktır.

Başarılı olan markaları ve ürünleri değerlendirirken ne yaparak başarılı olduklarını değil neden başarılı olduklarını düşünmek, yapılan uygulamalara değil o uygulamaları yaratan düşünce tarzını kavramaya çalışmak neden farklı olduklarını anlamamıza yardımcı olacaktır. Başarılı marka ve ürünlerin, fark ve başarılarını bir süzgeçten geçirdiğimizde eleğin üst tarafında, farklılaşmayı kendinden uzaklaşma olarak değil “kendine has ve yenilikçi” olarak algılayan bir zihniyet ve anılmayı hedeflediği kavramın özelliklerini gerçekten bünyesinde barındıran ürünler kalacaktır. Unutmamak gerekir ki kaşiflerin isimleri, keşfettikleri yerlere başkalarının ayak izlerine basarak yürümedikleri için verilir.

Erman Yaman

Marketing Türkiye Network

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Sokak Lambalarından Kahve Yapmak

Mc Donald’s ın Amerika’da yaptığı yaratıcı bir outdoor çalışmasını paylaşmak istiyorum sizlerle.

MCD_coffee_lamppost

Bu outdoor çalışmasında sıradan bir sokak lambası bardağa kahve döken dev bir kahve kabına dönüştürülmüş. Direğin doğal eğimi dökülen kahve görüntüsünü yaratmak için kullanılmış.

İyi bir gözlemciliğin ürünü olan bu çalışma, günlük hayatımızdaki sıradan nesnelerin nasıl yaratıcı ve çarpıcı pazarlama araçlarına dönüştürülebildiğinin bir kanıtı niteliğinde. Direğin doğal eğimini hem maliyeti düşüren hem de göresel bir güzellik sunan bir öğe olarak kullanmak gerçekten akıllıca. Televizyon reklamlarına yüzbinlerce dolar harcamak kitlelere biranda ulaşmanın kolay yolu olsa da bu tarz yaratıcı ve dikkat çekici çalışmalar “Word of Mouth” etkisi de yaratarak sadece gören kişilere değil aynı zamanda gören kişilerin tanıdıklara insanlara hatta basında yer alarak “bedava” reklam yapmanıza olanak tanıyarak, yüksek  fiyat/performans oranlarıyla çok daha başarılılar.

Marketing Türkiye Network

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Deco Umbrella Şişe Şemsiye

Geçenlerde rastladığım ilginç bir ürün dikkatimi çekti. Şişe tasarımlı bir şemsiye…

Ürünü çok başarılı buldum. Sıradışı bir tarzı var ve akıllıca tasarlanmış. Kapak kısmı sapı olmak üzere şemsiye sert kılıfnın içine girdiğinde bir şarap şişesi görünümü alıyor. Üzerinde de oldukça modern ve şık desenler bulunduruyor. İşte şişe şemsiyeler;



Deco Umbrella Şişe Şemsiye Çeşitler

shutterstock_22263004































































Bu şemsiyeleri gördüğümde; tam da kendini sattıracak, “word of mouth marketing” yaratacak bir ürün dedim. Bu ürün hakkında konuşmaya değer olan şey ve akıllıca tasarlanmış dememin sebebi; hem fonksiyonel hem duygusal fayda sağlıyor olması. Fonksiyonel fayda sağlıyor; ıslak şemsiyenizi elinizde taşımak zorunda kalmıyorsunuz, yağmurdan sonra kabına koyup çantanıza atabiliyorsunuz, dışındaki sert kabı sayesinde ince metal yapılar dışarıdan gelen darbelerden etkilenip kırılmıyor, kompakt ve hafif çok kolay taşınıyor. Duygusal fayda sağlıyor; farklı, ben buradayım diyor, üzerindeki tasarımlar kişilerin tarzlarını ve görünümlerini bütünlemeye yönelik bu yüzden şık bir aksesuar.

İnternet siteleri; www.decoumbrella.com‘u ziyaret ettiğimde üründe başlayan doğru pazarlamanın burada da devam ettiğini gördüm. Şişe Şemsiyeleri insanların tarzlarıyla ve karakterleriyle bağdaştırmışlar. Örneğin 0% renkler serisinde, müşterilerin bu özellikleri kendi karakterlerinde bulmaları ve o renkteki şemsiyeyi kendilerine ait, kendilerine özel hissetmeleri için renklerin karakteristik özelliklerini yazılmış. Ya da farklı desenli modeller için farklı insan profillerinin kullanıldığı görsellerde “Senin Şemsiyen, Senin Tarzın” denilerek yine şemsiye yamurdan korunma aracı olmaktan çıkarılıp kişisel bir aksesuara dönüştürülmüş.

shutterstock_22279537




































Satış stratejileri de gayet mantıklı, Türkiye’de yeni olduğunu söyleyen ve bunun bilincinde olan marka, kendi internet sitesinden satış yapmak yerine kredi kartlı satışlarını gittigidiyor üzerinden yapıyor. Bu iki alanda avantaj sağlıyor kanaatimce; internet sitesi için alışveriş altyapısı kurmanın maliyetini yok ediyor, ikinci ve daha önemlisi ise Türkiye’de internetten alışverişin tamamen “güven” ve “güvenlik” üzerine kurulu olmasından dolayı yeni ve tanınmamış bir site yerine, insanların tanıdıkları bildikleri köklü bir internet sitesi aracılığıyla alışveriş yapma fırsatı sunuyor. Ürünün fiyatı havale ile 30TL, gittigidiyor’dan kargo dahil 35TL. Ne ürünü ayağa düşürecek kadar ucuz, ne cep yakacak kadar pahalı.

Özetleyecek olursak, işlevsel, fonksiyonel özelliklerinin bulunması, farklı olması ve farklı görünmesi, insanların kendilerine ait hissedebilecekleri ayrı ürün kimlik ve karakterlerinin bulunuyor olması, şemsiyeyi insanların tarzlarını bütünleyen bir aksesuara dönüştürmesi, akıllıca bir satış ve fiyat stratejisi bu ürünü ve markayı anlatmaya değer kılan şeyler.Deco Umbrella Şişe Şemsiye Şık

- Marketing Türkiye Network

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: +1 (from 1 vote)