Işınlanmayı Bulan Bira Markası; Andes

Arjantin’in ünlü bira markalarından Andes, erkeklerin kendilerine ayırdıkları veya arkadaşlarıyla erkek-erkeğe geçirmek istedikleri zamanlarda yaşadıkları “kızarkadaş” ve “dırdır” problemini alt etmek için erkekleri barlardan ışınlayan bir cihaz geliştirmiş; “Teletransporter”.

Saatchi & Saatchi Arjantin’den çıkan bu yaratıcı fikir, nerede olduklarını açıklamakta zorluk çeken Arjantinli’lere kolaylık sağlıyor. Andes Bira için yapılan bu çalışmada bir adet ses geçirmez kabin’in içerisine yerleştirilen bir bilgisayar sayesinde yüzlerce farklı ortam sesi kabinin içinde yaratılabiliyor böylece telefonda konuşulan kişiye farklı bir ortamdaymış izlenimi verilebiliyor. Sistem oldukça basit; Bar’daki birini sevgilisi arar, aranan kişi Teletransporter kabinine girer, bilgisayardan “Işanlanmak” istediği ortamı seçer örneğin Hastane, dışarıdaki sesi içeriye kesinlikle geçirmeyen kabinin içinde Hastane ortamı sesleri çalınırken telefonu cevaplar ve karşısındakine Hastanedeymiş izlenimi verir.

Teletransporter’ın videosunu izlemek için aşağıdaki resmin üstüne tıklayınız.

Click here To Watch Video
İzlemek İçin Tıklayın

Teletransporter’lar Arjantin Mendoza’daki önemli bar ve klüplere yerleştirilmiş ve yerleştirilen yerlerin ziyaretçileri tarafından oldukça yoğun bir ilgiyle karşılaşmış.

Her ne kadar Andes Bira yalan değil, ışınlanma dese de insanları yalana teşvik ettiğinden etik açıdan tartışılabilecek bir uygulama. Öte yandan yaratıcı ve uygulandığı çevreden çok daha geniş bir coğrafyada duyularak, ilgi çekmiş hem ajansın hem de markanın adını dünyada geniş kitlelere duyurmayı başaran bir çalışma.

Andes Bira bu çalışma için şöyle diyor;

Birçok bira markası ortak bir dil kullanarak Erkeğin ihtiyaçlarını anladıklarını öne sürüyor. Ancak yaptıkları eyleme dökülmeyen mesajlardan ibaret. Arjantin’in Andina Bölgesinin lider bira firması Andes Teletransporter’ı sunar – neredeyse imkansız olan birşeyi gerçekleştirebilme kabiliyetinde olan devrimsel bir icat; Artık erkekler kızarkadaşlarıyla problem yaşamadan bara gidip arkadaşlarıyla bira içebilir. Teletransporter Arjantin Mendoza’daki önemli barlara yerleştirilmiştir. Einstein; madde’nin ışıktan hızlı hareket edemeyeceği için Işınlanmanın imkansız olduğunu önesürmüştür. Einstein yanılıyordu!

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Viral Etki Yaratan Outdoor Mini Cooper Reklam Kampanyası

Arkasında iyi fikirler olan viral kampanyaların etkisi tartışılmaz. Ancak çoğu zaman viral kampanya eşittir komik / ilginç video gibi bir algının olduğunu görüyoruz yapılan işlere baktığımızda. Viral kelime anlamı olarak virüssel, virüs gibi yayılan demektir. Böyle bir etki yaratmak için de içinde zeka parıltısı barındıran fikirlerle oluşturulmuş çalışmalar gerekir. Bundan 5 sene önce dört bir yanımız komik ve ilginç videolarla sarılmamışken, bu tarz videolarla hedef kitlenin ilgisini çekmek mantıklı bir yaklaşımdı ancak günümüzde milyonlarca videonun içinde kaybolduğumuzdan çok farklı birşey olmadıkça bu gibi çalışmalar kolay kolay dikkatimizi çekmiyor.

Pazarlama açısından başarılı insanları ve kampanyaları incelerken, başarılı sonuçları matematikmişçesine formülize etmeden, başarılı olan insanların ve kampanyaların düşünme tarzlarını benimsemek ve farklı düşünmeyi öğrenebilmek önemlidir. Önceden gördüğünü tekrarlamaktan başka birşey yapmayan çalışmalara ilham olacak bir Outdoor çalışması var karşımızda. Amsterdam’da yaratıcı direktörlüğünü Thijs de Boer ve Martijn van der Werf ‘in, sanat direktörlüğünü ise Thom van Rijckevorsel’in yaptığı, Mini Cooper / BMW için hazırlanan çalışmada, yılbaşı öncesi, Amsterdam sokaklarındaki çöp’ler aşağıda gördüğünüz Mini Cooper hediye paketleri atılmış.

Ayda 99€ 'ya Mini Cooper sahibi olunabileceğini gösteren kampanyanın anlattıkları bununla sınırlı değil.

“Görünüşe göre biri yılbaşında hediye olarak Mini Cooper almış!” dedirten kampanyada Amsterdam’da göz önündeki çöplere yanlarında, Mini Cooper’ın bakılan açıdan çizimleri yeralan, içinden kırmızı hediye paketi jelatinlerinin çıktığı büyük, boş Mini Cooper kutuları bırakılmış. Üzerinde yer alan fiyat etiketinde de ayda 99€ yazıyor.

Dikkat çekici; içinden parlak jelatinler fırlamış olan, küçük bir araba ebatındaki bu kutuyu görmemeniz imkansız. Ayrıca hatırlanabilir ve paylaşılmaya değer; sadece Amsterdam için yapılan bu kampanyayı Amsterdam’ın nüfusunun 10 katı kadar insan internetteki yazılar, videolar ve insanların birbirine gönderdikleri e-mailler sayesinde öğrendi. Pazarlama ile alakalı bir çok insan tarafından da kaleme alınan bu kampanyanın yarattığı etki, sıradışı ve parlak fikirlerle yola çıkmanın viral etki yaratmak için birer zorunluluk olduğunun kanıtı niteliğinde.

Kutuların verdiği mesajın marka ile çok uyumlu olduğuna inanıyorum. Kolay kolay markaya bu denli oturan kampanyalar göremiyoruz. Peki ne anlatıyor bize bu iri kutular?

Küçük; Arabanın boyutlarına uygun olarak yapılmış olan kutular, bu arabanın sokaktaki çöpe atılabilecek boyutlarda bir kutuya sığabildiğini dolayısıyla küçük olduğunu…

Eğlenceli; Kutuların içinde ve çevresinde bulunan parlak kırmızı jelatinler, yılbaşı öncesinde alınmış bir hediyeyi, neşe ve eğlenceyi, hatta bu arabanın müthiş bir “oyuncak” olduğunu…

Makul Fiyatlı; Ayda 99€… Şaşırtıcı derecede makul fiyatlı ve hedef kitlesinin neredeyse tamamı için alınabilir olduğunu…

Farklı olduğunu, zeki olduğunu ve çok ta ciddi olmadığını anlatıyor.

Kısacası bu kampanya, bir kampanyanın yapması gereken hemen herşeyi doğru yaparak, hedef kitle ve markanın özelliklerini öne çıkarıp, aralarında bir köprü görevi görüyor. Bize de bu çalışmayı takdir etmek düşüyor.

Daha ilginci ise böyle bir etki yaratan kampanyada sadece 12 tane kutunun kullanılmış olması…

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 9.5/10 (2 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: +3 (from 3 votes)

Jesus KitKat – Viral Kampanya

Hallandalı bir ajansın hazırladığı ve başarısından dolayı övündüğü Jesus KitKat kampanyası şu şekilde gerçekleşmiş; Paskalya’dan bir gün önce Hollanda’nın en büyük iki haber sitesine, hayali bir insan yaratılarak, onun ağzından KitKat’ı ısırdıktan sonra içerisinde Hz.İsa’nın suratının şekli oluştuğunu iddia eden bir mail yollayıp, kanıt olarak ta fotoğraf düzenleme araçlarıyla yaratılmış iki resim gönderilmiş. Ülkemizdeki ünlü gazetelerin çokça ziyaret edilen ve “ilkeli” haber ve yayın anlayışına sahip siteleri gibi, Hollandalı meslekdaşları da habere abiyane tabirle “atlamışlar. Hollanda’nın en büyük haber sitesi www.nu.nl haberi yayınladıktan sonra, sansasyonel ve gerçek dışı haberlere bayılan internet camiasının yardımıyla haber 150.000 sitede yayınlanmış.

Kanıt diye gönderilen resimlerde, Hz.İsa'nın kefeni olduğu iddia edilen bezin üzerindeki silüet, saydamlığı, ışık ve renk değerleri ile oynanarak bir kitkat fotoğrafının içine entegre edilmiş.

İnsanların yaymaya değer derecede ilginç bulacağı bir fikir bularak, reklam masrafı olmadan geniş kitlelere ulaşabilmiş olan ve bunu büyük bir başarı addeden ajansın ve daha önemlisi marka yöneticilerinin durumu bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet hedefe ulaşılmış, ancak nasıl? Hedefe ulaşmak için her yol mübah mıdır?

Haber doğası gereği ilginç olmak zorundadır ancak bundan faydalanıp çıkar sağlamak üzerine bir de bakın neler de başardım demek doğru değil. Daha önce de söyledim Viral Kampanya’ları çok severim ama Viral Kampanya’lar yaratıcılık ve zeka parıltısı içeren kampanyalar olmalıdırlar. Bu örnek te gördüğümüz işin kolayına kaçmak. Hatta klişe sıkıcı bile diyebiliriz her yıl çıkan üzerinde Allah yazan inek, keçi, koyun ve benzeri benekli hayvanlar haberlerini düşündüğümüzde.

Gazetelerin internet sitelerinin yabancı çoban yaftası yemekten korkmadan, yalan yanlış haberleri, “acaba?” demeden yayınlamalarına şaşırmadığımız günümüz dünyasında foto manipülasyon (fotoğraf düzenleme ve değiştirme) araçlarının ve konuya hakim kişilerin yaygınlaşması bu tarz kampanyalar yaratma isteğinde olanları teşvik eder nitelikte. Hem markaların hem haber sitelerinin itibarlarını düşünmeden hareket etmelerini aklım almıyor. Hürriyet Fotogaleri’den çarpıcı bir örnek; Bulut resimlerinin bulunduğu bir galeri’de Amelie filmindeki, Amelie’nin küçük halinin fotoğrafını çektiği, film için yaratılmış ve tamamen kurgusal olan Ayıcık ve Tavşan şeklindeki bulutları, Sevimli oyuncak ayı, İngilterede çekildi diye tanıtıyor. Hayır, Fransa’da çekildi yazsaydı bari. Ayrıca kimse mi bu iki fotoğrafta da neden aynı küçük kız var, bu kız her ilginç bulutun olduğu yerde fotoğraf makinesiyle bitiyor mu diye sormuyor? Ayrıca bu galeri hala yayında, aşağıdaki linklerden bakabilirsiniz;

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=10604&p=8&rid=2

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=10604&p=1&rid=2

Türkiye’de ve Dünya’da haber sitelerin önlerine geleni sorgulamadan yayınlamaya devam ettikçe, Viral’i yanlış anlayanlara da gün doğacak. Bunun yanında, ulaşılan kapsamayı başarı sayanlar olacak. Böyle düşünüyosak; etik ve yasaları kaldıralım, ünlü bir manken, şarkıcı ya da oyuncunun kafasını çıplak birinin vücuduna montajlanmış, sizin ürününüzü kullanır gibi kurgulanmış bir fotoğrafını internete dağıtın alın size viral.

Hedefe giden her yol mübah değildir, gerçek bir başarı için zor olan yol tercih edilmelidir.

Mersin – Antalya sahil yolunu bilenler bilir. Çok virajlı ve çok düşük hızlarda seyretmeyi gerektiren bir yoldur. Mersin’den Antalya’ya hızlı gitmek için yeni bir sahil otoyolu inşa edip tüm doğal koyları darmadağın ettikten sonra, amacım Antalya’ya hızlı ulaşmaktı, bu yolu yaparak hedefime ulaştım, bu bir başarıdır demek mümkün mü? İş hukuku, ahlakı, etiği gibi kavramlar varmak istediğimiz hedefi zorlaştırsa da, dengeli ve adil bir yaşamın zorunluluklarıdır. Birgün kendimize de gerekebileceğini düşünerek hareket etmekte fayda var.

Başarılı bir viral kampanya örneği görmek için; BlendTec

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: +1 (from 1 vote)

Diesel’in Aptallık Sevdası

Diesel’in son kampanyasında kullandığı aptallık temasının hangi amaca hizmet ettiğini alnayabilmiş değilim. İngilterede London Anomaly ajansı tarafından hazırlanan kampanya gerçekten ajansın adını yaptığı işe taşımış gibi gözüküyor. İşte kampanya da yer alan görseller;

Diğer görsellere sitemize yeni eklenen ve resimlerin daha az yer kaplayıp derli toplu durmasını sağlayan galerilerimiz aracılığıyla inceleyebilirsiniz.

“Be Stupid”

Gördüğünüz üzere kampanyada yer alan görsellerde genç insanlar akla yakın olmayan hareketler sergilerlerken görüntülenmiş. Kampanyanın genel sloganı “Be Stupid” yani “Aptal Olun!”. Diesel aptal insanların sayısını yeterli bulmamış olacak ki insanlara Aptal Olun vaadinde bulunuyor. Afişlerde yer alan diğer sloganlar ise şu şekilde;

Smart may have the brains, but stupid has the balls. – Zekilerin beyni olabilir ama Aptalların cesaretleri* var.

Smart sees what there is, Stupid sees what there could be. – Zekiler neyin olduğunu, Aptallar ise neyin olabileceğini görürler.

Stupid is trial and error. Mostly error. – Aptallık deneme-yanılmadır. Genelde yanılma…

Smart has the plans but, Stupid has the stories. – Zekilerin planları, Aptalların hikayeleri vardır.

If we didn’t have stupid thoughts, we’d have no interesting thoughts at all. – Aptalca fikirlerimiz olmasaydı, hiç ilginç düşüncemiz de olmazdı.

Smart says no, Stupid says yes. – Zekiler hayır, Aptallar evet der.

Smart listens to the head, Stupid listens to the hearth. – Zekiler aklını, Aptallar kalbini dinler.

Only stupid can truly be brilliant – Sadece aptal gerçekten göz kamaştırıcı olabilir.

We are with stupid – Aptalların yanındayız.

Stupid may fail, Smart doesn’t even try. – Aptal yanılabilir ancak Zeki denemez bile.

Smart critiques, Stupid creates. – Zeki eleştirir, aptal yaratır.

Smart plans, Stupid improvises. – Zeki planlar, Aptal doğaçlar.

Smart may have the answers, but Stupid has all the interesting questions. – Zekilerin cevapları vardır, ama tüm ilginç sorular Aptal’dan gelir.

Long live stupid. – Çok yaşa aptallık.

Jocks vs. Nerds

Aptallığı bu kadar ateşli savunmanın markaya, müşteriler ya da potansiyel müşterilere olan katkısını anlayamamış olmakla birlikte, Bu kadar sık tekrarlanan kavramın ne ile özdeşleştirilmeye çalıştığını da idrak etmek zor. Görünen; markanın Aptallıkla, hedef kitlenin aptal insanlarla özdeşleştirilmeye çalışıldığı. Ama neden?

Aptallık ve zekilik kavramlarının da yanlış kullanıldığını düşündüğüm kampanyada Aptal, anı yaşamayı seven ve sezgileriyle hareket eden, deneysel  insan yerine kullanılmış. Zeki ise gidişhattan memnun, statükocu (Status-Quo), değişim ve yeniliğe kapalı insan yerine kullanılan bir kavram olmuş.Dünyada pozitif anlamda değişim ve yeniliğe sebep olan insanların hemen hemen hepsinin gayet zeki bireyler olduğunu, sezgileriyle hareket eden, deneysel insanların hepsinin aptal ilan edilemeyeceğini düşündüğümüzde bu kavramlarla kastedilen şeylerin pek te kelimelerin anlamlarına oturmadığını görüyoruz rahatlıkla.

Diesel’in aptal-zeki ayrımını, amerikan lise ve üniversitelerindeki nerds(geeks)/jocks(bimbos) grupların ayrımı gibi algılanacağını düşünerek hareket ettiğini ve bunun bir segmentasyon hamlesi olduğunu düşünüyorum. Diesel’in bizim hedef kitlemiz “geek”ler (zeki ancak antisosyal) değil, dışgörünüşüne fazla düşkün ve kafasını bundan başka birşeye yormayan insanlar demeye ihtiyaç duymasını gerektirecek bir durum görmüyorum. Kaldı ki, gerçekten dışgörünüşünden başka birşey ile ilgilenmen ve zeka/kültür açısından zayıf olan insanlar bile suratların APTAL denilmesinden hoşlanmaz.

Zeki ancak antisosyal olan ve dışgörünüşüne önem vermeyen bu kitleyi dışlayarak markanın asıl hedeflediği ve bu sosyal grubun zıttı olarak gördüğü kitleye yakınlaştırılmaya çalışıldığını düşünebiliriz. Ancak hedef kitlenizle markanız arasında ortak nokta olarak belirlediğiniz değer ya da kavram APTAL gibi küçük düşürücü bir sözcükse hedeflediğiniz yere varıp varamayacağınız oldukça şaibeli olacaktır.

Hedef Kitlemiz Aptallar

Segmentinizi belirlerken insanları belirli ortak yönleri etrafında birleştirirsiniz, bunun dışında kalan yada zıttı olan grupları dışlayarak sizin hedefinizdeki kitleyi birbirne yakın, özel ve farklı hissettirirsiniz. Audi veya Apple’ın çalışmalarında bunun başarılı örneklerini görebiliyoruz. “Be Stupid” kampanyası ise sıradışı olmaya çalışırken rahatsız edici olmuş. Daha önce de söylediğim gibi insanlar kendilerini Aptal olarak tanımlayan bir gruba dahil etmek istemeyeceklerdir. Ne kadar aptal olurlarsa olsunlar. Ne yazık ki şahsen bu kampanyayı benimseyecek “Aptalım ve bununla gurur duyuyorum! Siz markanın verdiği mesajı anlayamamışsınız.” diyecek insanlar tanıyor olsam da genel kanı bunun aksi yönünde olacaktır diye düşünüyorum. İnsanlar soracaktır; Neden aptal olmak isteyeyim? Aptallığa inanan bir markayı neden satın alayım?

Bu kampanya muhtemelen Türkiye’de yayınlanmayacak olsa da, Türkiye gibi gelir dağılımının çok adaletli olmadığı ve Diesel gibi ithal malların genel gelir seviyesinin çok üstünde olduğu ülkelerde zaten pahalı ürünlerin satın alınması gereksiz ve aptalca olarak algılandığından, bu kampanya pahalı ürünlerin bu dezavantajının üstüne tuz biber ekecektir. “Bir kot pantolona 400TL verilir mi aptal mısın sen?” sorusuna evet Aptalım diye cevap verecek kaç kişi tanıyorsunuz? “Diesel almak için aptal olmak gerek” algısı yaratmaktan korkmadan böyle cesur bir hamle yapmasına şaşırdım doğrusu Diesel’in.

İnsanlara “Bir kot pantolona 400TL verilir mi aptal mısın sen?” sorusuna, kalitesinden, kesiminden, marka imajından, mağazalarındaki hizmetten vb. veriyorum bu parayı dedirtmek, bu gibi avantajlara odaklanmak varken, Aptal kavramına yüklenmenin gereksiz ve mantıksız olduğu kanaatindeyim.

Kampanyanın Arkasındaki Derin Manalar

Kampanyanın bize kendimiz aptallaştırmamız gerektiğini değil, anı yaşamamız gerektiğini söylediğini iddia eden bir grup var bir de. Haklı oldukları yan, kampanya hazırlanırken yüksek ihtimalle, yaratılmaya çalışılan algı hedeflenen insanların, anı yaşayan, spontane ve sezgisel hareket eden, yaratıcı, yeniliklere açık insanlar olduğudur.

Kampanyanın arkasında derin manalar olduğunu savunan bir yazıda şöyle birşey okudum;

Belirsizliklerin ortasında kapanakısılmış durumdayız. Terör tehtidi, ekonomik bilinmezlik, çevresel değişimler… Kontrolümüz dışında olan büyük güçler. Geleceğin ne getireceği bilinmez olduğundan Diesel bize anı yaşamamız gerektiğini öğütlüyor.

İnsanlar farklı algılara sahip olabilirler ancak “Be Stupid!” gibi basit bir mesaja böyle derin (hatta içinde terör tehtidi geçen) anlamlar yüklemek biraz zorlama değil mi sizce de?

Diesel’in anı yaşayan, spontane ve sezgisel hareket eden, yaratıcı, yeniliklere açık insanları hedeflemiş ve bize hayata dair büyük öğütler vermeyi amaçlamış olduğunu düşünsek bile, bu kavramların birleştirildiği ve kampanyanın temelini oluşturan kelime yanlış. Bahsi geçen özellikler, sanatçı ruhlu, özgür insanlarda bulunmaktadır. Diesel Aptal’ı tanımlarken, kasten olmasa da bu insanları da aptallıkla itham ve rencide etme ihtimalini de gözönünde bulundurmuş olmalıydı.

Kaş Yaparken Göz Çıkarmak

Anomaly isimli ajansın hazırladığı bu anormal çalışma, uçuk ve farklı olmak isteyen Diesel’i durmak istediği çizgiyi biraz geçmesine sebep olmuş. Uçlarda olmak bazı markalar için pozitif bir etki yaratsa da, rahatsız edici olmak hiçbir markaya katkı sağlamaz. Bir de Diesel’in daha önceki çalışmalarında çizdiği, tadında asi, hırçın ve farklı imajı düşündüğümüzde, zaten bu kampanyada hedeflediği kitlenin gözünde, hedeflediği imaja sahip olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bu kampanyanın asıl hedefinden sapmış, ilgi çeken ancak rahatsız edici, insanların hatırlarında kalsa bile nahoş bir şekilde kalan bir kampanya olduğunu düşünüyorum.

Erman
Marketing Türkiye Net

“Be Stupid!” kampanyasına yapılan farklı yorumlar;

Oldukça etkili olduğunu itiraf etmeliyim. Herkese bu reklamlardan ne kadar nefret ettiğimi söylüyorum. -Susan B.

Aslında Beğendim. Bana eski Diesel reklamlarını hatırlattı. -Anthony Sykes

Eskiden Diesel “Vaugely Cool” (Belirsiz ve Havalı) değil miydi? Kendime bu benim eskiden saygı duyduğum marka mı diye sordum. Onlar mı yoksa ben mi değiştim bilemiyorum – Thomas H.

Bu kampanyanın, insanların markayı yeniden keşfetmesi açısından zekice olduğunu düşünüyorum. -Ryan Christoph

Nedense bana “Just Do It”i çağrıştırdı, sanki aynı şeyi söylüyor gibiler. – A. Brohan

Siz de bu kampanya ile ilgili görüşlerinizi aşağıdaki formu doldurarak bizlerle paylaşabilirsiniz.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 7.3/10 (4 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: +1 (from 5 votes)

Geçmişi, Ona Tanık Olamayanlara Yaşatmak

Bir kampanya hakkında yazmayalı uzun zaman oldu. Bu uzun beklemeye değer, kaliteli bir çalışmayı paylaşmak üzere bilgisayarımın başına geçtim bu hafta. Sözkonusu çalışmamız Polonya’dan.

Yakın tarihine dahi uzaklaşan, 2. dünya savaşı sırasında Polonya’da yaşanan dramı artık sadece bir hikaye, bir masal gibi dinleyen gençlere, o dönemi tüm gerçekliği ile anlatmak, daha doğru bir tabirle yaşatmak istenmiş San Markos Warsaw Ajansının yaptığı bu etkili çalışmada.

Bu doğrultuda, gençlerin boş vakitlerinin çoğunu geçirdikleri, sosyal paylaşım sitelerinden en çok tercih edileni facebook’u kullanarak gençlere ulaşmak hedeflenmiş. Facebook’ta Kostak ve Sosna isimli iki karakter oluşturularak, bu karakterlerin 1944′te evlerinin yağmalanışı, arkadaşlarının öldürülmesi gibi yaşadıkları tüm olayları 1. ağızdan ve fotoğraf , video gibi görsellerle güçlendirerek anlatılmış gençlere. Sosna ve Kostak başlarından geçen olayları günbegün fotoğraf, video ve belgelerle facebook’ta paylaştıkça, fotoğraf ve videoların altındaki yorumların sayısı, onları takip edenler, arkadaş listesine ekleyenlerin sayısı ile birlikte artmış. Fotoğraf ve videolar, 3000′den fazla gencin Kostak ve Sosna ile etkileşim halinde olup onların hayatlarını tecrübe etmelerini sağlamış. Onların başından geçenlere yorum yaparken, tipik bir insan özelliği tepkisiyle, kendilerini onların yerine koyup empati yapmaları olaylar, Kostak, Sosna ve kendileri arasında sıkı bağlar kurmuşlar. Bu ilişkiyi daha çarpıcı hale getiren, daha unutulmaz kılan ise sonunda Kostak ve Sosna’nın ölmesi. Savaş ortamında hiç bulunmamış olan Polonya’lı gençler kendi arkadaşlarının ölümüne şahit olurlar.

3000′e yakın arkadaşları olan ve Polonya Facebook’un en popüler karakterlerinden olan Sosna ve Kostak, amaçları doğrultusunda ölmüş fakat görevlerini başarıyla yerine getirmişlerdir. Polonya basını tarafından da geniş biçimde kapsanan bu kampanya, gençlere yakın tarihlerine kendi gözleriyle şahit olma fırsatı vererek, konuya olan duyarlılıklarını arttırmıştır.

Bu çalışma ile ilgili videoyu aşağıdaki link’e tıklayarak izleyebilirsiniz.

Click here To Watch Video
İzlemek İçin Tıklayın

Siz bu kampanyayı nasıl buldunuz? ve Sizce Türkiye’de böyle bir çalışma neler için uygulanabilir? (Yorum Kutusu Aşağıda)

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Sokak Lambalarından Kahve Yapmak

Mc Donald’s ın Amerika’da yaptığı yaratıcı bir outdoor çalışmasını paylaşmak istiyorum sizlerle.

MCD_coffee_lamppost

Bu outdoor çalışmasında sıradan bir sokak lambası bardağa kahve döken dev bir kahve kabına dönüştürülmüş. Direğin doğal eğimi dökülen kahve görüntüsünü yaratmak için kullanılmış.

İyi bir gözlemciliğin ürünü olan bu çalışma, günlük hayatımızdaki sıradan nesnelerin nasıl yaratıcı ve çarpıcı pazarlama araçlarına dönüştürülebildiğinin bir kanıtı niteliğinde. Direğin doğal eğimini hem maliyeti düşüren hem de göresel bir güzellik sunan bir öğe olarak kullanmak gerçekten akıllıca. Televizyon reklamlarına yüzbinlerce dolar harcamak kitlelere biranda ulaşmanın kolay yolu olsa da bu tarz yaratıcı ve dikkat çekici çalışmalar “Word of Mouth” etkisi de yaratarak sadece gören kişilere değil aynı zamanda gören kişilerin tanıdıklara insanlara hatta basında yer alarak “bedava” reklam yapmanıza olanak tanıyarak, yüksek  fiyat/performans oranlarıyla çok daha başarılılar.

Marketing Türkiye Network

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Sonraki Sayfa »