Işınlanmayı Bulan Bira Markası; Andes
5 Mart 2010 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Arjantin’in ünlü bira markalarından Andes, erkeklerin kendilerine ayırdıkları veya arkadaşlarıyla erkek-erkeğe geçirmek istedikleri zamanlarda yaşadıkları “kızarkadaş” ve “dırdır” problemini alt etmek için erkekleri barlardan ışınlayan bir cihaz geliştirmiş; “Teletransporter”.

Saatchi & Saatchi Arjantin’den çıkan bu yaratıcı fikir, nerede olduklarını açıklamakta zorluk çeken Arjantinli’lere kolaylık sağlıyor. Andes Bira için yapılan bu çalışmada bir adet ses geçirmez kabin’in içerisine yerleştirilen bir bilgisayar sayesinde yüzlerce farklı ortam sesi kabinin içinde yaratılabiliyor böylece telefonda konuşulan kişiye farklı bir ortamdaymış izlenimi verilebiliyor. Sistem oldukça basit; Bar’daki birini sevgilisi arar, aranan kişi Teletransporter kabinine girer, bilgisayardan “Işanlanmak” istediği ortamı seçer örneğin Hastane, dışarıdaki sesi içeriye kesinlikle geçirmeyen kabinin içinde Hastane ortamı sesleri çalınırken telefonu cevaplar ve karşısındakine Hastanedeymiş izlenimi verir.
Teletransporter’ın videosunu izlemek için aşağıdaki resmin üstüne tıklayınız.
Teletransporter’lar Arjantin Mendoza’daki önemli bar ve klüplere yerleştirilmiş ve yerleştirilen yerlerin ziyaretçileri tarafından oldukça yoğun bir ilgiyle karşılaşmış.
Her ne kadar Andes Bira yalan değil, ışınlanma dese de insanları yalana teşvik ettiğinden etik açıdan tartışılabilecek bir uygulama. Öte yandan yaratıcı ve uygulandığı çevreden çok daha geniş bir coğrafyada duyularak, ilgi çekmiş hem ajansın hem de markanın adını dünyada geniş kitlelere duyurmayı başaran bir çalışma.
Andes Bira bu çalışma için şöyle diyor;
Birçok bira markası ortak bir dil kullanarak Erkeğin ihtiyaçlarını anladıklarını öne sürüyor. Ancak yaptıkları eyleme dökülmeyen mesajlardan ibaret. Arjantin’in Andina Bölgesinin lider bira firması Andes Teletransporter’ı sunar – neredeyse imkansız olan birşeyi gerçekleştirebilme kabiliyetinde olan devrimsel bir icat; Artık erkekler kızarkadaşlarıyla problem yaşamadan bara gidip arkadaşlarıyla bira içebilir. Teletransporter Arjantin Mendoza’daki önemli barlara yerleştirilmiştir. Einstein; madde’nin ışıktan hızlı hareket edemeyeceği için Işınlanmanın imkansız olduğunu önesürmüştür. Einstein yanılıyordu!
Viral Etki Yaratan Outdoor Mini Cooper Reklam Kampanyası
26 Şubat 2010 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Arkasında iyi fikirler olan viral kampanyaların etkisi tartışılmaz. Ancak çoğu zaman viral kampanya eşittir komik / ilginç video gibi bir algının olduğunu görüyoruz yapılan işlere baktığımızda. Viral kelime anlamı olarak virüssel, virüs gibi yayılan demektir. Böyle bir etki yaratmak için de içinde zeka parıltısı barındıran fikirlerle oluşturulmuş çalışmalar gerekir. Bundan 5 sene önce dört bir yanımız komik ve ilginç videolarla sarılmamışken, bu tarz videolarla hedef kitlenin ilgisini çekmek mantıklı bir yaklaşımdı ancak günümüzde milyonlarca videonun içinde kaybolduğumuzdan çok farklı birşey olmadıkça bu gibi çalışmalar kolay kolay dikkatimizi çekmiyor.
Pazarlama açısından başarılı insanları ve kampanyaları incelerken, başarılı sonuçları matematikmişçesine formülize etmeden, başarılı olan insanların ve kampanyaların düşünme tarzlarını benimsemek ve farklı düşünmeyi öğrenebilmek önemlidir. Önceden gördüğünü tekrarlamaktan başka birşey yapmayan çalışmalara ilham olacak bir Outdoor çalışması var karşımızda. Amsterdam’da yaratıcı direktörlüğünü Thijs de Boer ve Martijn van der Werf ‘in, sanat direktörlüğünü ise Thom van Rijckevorsel’in yaptığı, Mini Cooper / BMW için hazırlanan çalışmada, yılbaşı öncesi, Amsterdam sokaklarındaki çöp’ler aşağıda gördüğünüz Mini Cooper hediye paketleri atılmış.

Ayda 99€ 'ya Mini Cooper sahibi olunabileceğini gösteren kampanyanın anlattıkları bununla sınırlı değil.
“Görünüşe göre biri yılbaşında hediye olarak Mini Cooper almış!” dedirten kampanyada Amsterdam’da göz önündeki çöplere yanlarında, Mini Cooper’ın bakılan açıdan çizimleri yeralan, içinden kırmızı hediye paketi jelatinlerinin çıktığı büyük, boş Mini Cooper kutuları bırakılmış. Üzerinde yer alan fiyat etiketinde de ayda 99€ yazıyor.
Dikkat çekici; içinden parlak jelatinler fırlamış olan, küçük bir araba ebatındaki bu kutuyu görmemeniz imkansız. Ayrıca hatırlanabilir ve paylaşılmaya değer; sadece Amsterdam için yapılan bu kampanyayı Amsterdam’ın nüfusunun 10 katı kadar insan internetteki yazılar, videolar ve insanların birbirine gönderdikleri e-mailler sayesinde öğrendi. Pazarlama ile alakalı bir çok insan tarafından da kaleme alınan bu kampanyanın yarattığı etki, sıradışı ve parlak fikirlerle yola çıkmanın viral etki yaratmak için birer zorunluluk olduğunun kanıtı niteliğinde.
Kutuların verdiği mesajın marka ile çok uyumlu olduğuna inanıyorum. Kolay kolay markaya bu denli oturan kampanyalar göremiyoruz. Peki ne anlatıyor bize bu iri kutular?
Küçük; Arabanın boyutlarına uygun olarak yapılmış olan kutular, bu arabanın sokaktaki çöpe atılabilecek boyutlarda bir kutuya sığabildiğini dolayısıyla küçük olduğunu…
Eğlenceli; Kutuların içinde ve çevresinde bulunan parlak kırmızı jelatinler, yılbaşı öncesinde alınmış bir hediyeyi, neşe ve eğlenceyi, hatta bu arabanın müthiş bir “oyuncak” olduğunu…
Makul Fiyatlı; Ayda 99€… Şaşırtıcı derecede makul fiyatlı ve hedef kitlesinin neredeyse tamamı için alınabilir olduğunu…
Farklı olduğunu, zeki olduğunu ve çok ta ciddi olmadığını anlatıyor.
Kısacası bu kampanya, bir kampanyanın yapması gereken hemen herşeyi doğru yaparak, hedef kitle ve markanın özelliklerini öne çıkarıp, aralarında bir köprü görevi görüyor. Bize de bu çalışmayı takdir etmek düşüyor.
Daha ilginci ise böyle bir etki yaratan kampanyada sadece 12 tane kutunun kullanılmış olması…
Geçmişi, Ona Tanık Olamayanlara Yaşatmak
8 Ocak 2010 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Bir kampanya hakkında yazmayalı uzun zaman oldu. Bu uzun beklemeye değer, kaliteli bir çalışmayı paylaşmak üzere bilgisayarımın başına geçtim bu hafta. Sözkonusu çalışmamız Polonya’dan.
Yakın tarihine dahi uzaklaşan, 2. dünya savaşı sırasında Polonya’da yaşanan dramı artık sadece bir hikaye, bir masal gibi dinleyen gençlere, o dönemi tüm gerçekliği ile anlatmak, daha doğru bir tabirle yaşatmak istenmiş San Markos Warsaw Ajansının yaptığı bu etkili çalışmada.
Bu doğrultuda, gençlerin boş vakitlerinin çoğunu geçirdikleri, sosyal paylaşım sitelerinden en çok tercih edileni facebook’u kullanarak gençlere ulaşmak hedeflenmiş. Facebook’ta Kostak ve Sosna isimli iki karakter oluşturularak, bu karakterlerin 1944′te evlerinin yağmalanışı, arkadaşlarının öldürülmesi gibi yaşadıkları tüm olayları 1. ağızdan ve fotoğraf , video gibi görsellerle güçlendirerek anlatılmış gençlere. Sosna ve Kostak başlarından geçen olayları günbegün fotoğraf, video ve belgelerle facebook’ta paylaştıkça, fotoğraf ve videoların altındaki yorumların sayısı, onları takip edenler, arkadaş listesine ekleyenlerin sayısı ile birlikte artmış. Fotoğraf ve videolar, 3000′den fazla gencin Kostak ve Sosna ile etkileşim halinde olup onların hayatlarını tecrübe etmelerini sağlamış. Onların başından geçenlere yorum yaparken, tipik bir insan özelliği tepkisiyle, kendilerini onların yerine koyup empati yapmaları olaylar, Kostak, Sosna ve kendileri arasında sıkı bağlar kurmuşlar. Bu ilişkiyi daha çarpıcı hale getiren, daha unutulmaz kılan ise sonunda Kostak ve Sosna’nın ölmesi. Savaş ortamında hiç bulunmamış olan Polonya’lı gençler kendi arkadaşlarının ölümüne şahit olurlar.
3000′e yakın arkadaşları olan ve Polonya Facebook’un en popüler karakterlerinden olan Sosna ve Kostak, amaçları doğrultusunda ölmüş fakat görevlerini başarıyla yerine getirmişlerdir. Polonya basını tarafından da geniş biçimde kapsanan bu kampanya, gençlere yakın tarihlerine kendi gözleriyle şahit olma fırsatı vererek, konuya olan duyarlılıklarını arttırmıştır.
Bu çalışma ile ilgili videoyu aşağıdaki link’e tıklayarak izleyebilirsiniz.
Siz bu kampanyayı nasıl buldunuz? ve Sizce Türkiye’de böyle bir çalışma neler için uygulanabilir? (Yorum Kutusu Aşağıda)
Sokak Lambalarından Kahve Yapmak
13 Kasım 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Mc Donald’s ın Amerika’da yaptığı yaratıcı bir outdoor çalışmasını paylaşmak istiyorum sizlerle.
Bu outdoor çalışmasında sıradan bir sokak lambası bardağa kahve döken dev bir kahve kabına dönüştürülmüş. Direğin doğal eğimi dökülen kahve görüntüsünü yaratmak için kullanılmış.
İyi bir gözlemciliğin ürünü olan bu çalışma, günlük hayatımızdaki sıradan nesnelerin nasıl yaratıcı ve çarpıcı pazarlama araçlarına dönüştürülebildiğinin bir kanıtı niteliğinde. Direğin doğal eğimini hem maliyeti düşüren hem de göresel bir güzellik sunan bir öğe olarak kullanmak gerçekten akıllıca. Televizyon reklamlarına yüzbinlerce dolar harcamak kitlelere biranda ulaşmanın kolay yolu olsa da bu tarz yaratıcı ve dikkat çekici çalışmalar “Word of Mouth” etkisi de yaratarak sadece gören kişilere değil aynı zamanda gören kişilerin tanıdıklara insanlara hatta basında yer alarak “bedava” reklam yapmanıza olanak tanıyarak, yüksek fiyat/performans oranlarıyla çok daha başarılılar.
Marketing Türkiye Network
Sesinizi Yükseltin!
23 Ekim 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Önemli Başlıklar
İnsan hakları savunucusu Amnesty International için hazılanan çalışma gördüğüm en yaratıcı online reklamlardan biri. Çalışma insanlardan seslerini yükseltmelerini ve insan hakları ihlallerine duyarsız kalmamalarını talep ediyor. Macaristanda gerçekleştirilen bu kampanya, ülkedeki hukuki düzenlemeye göreödedikleri vergilerin %1′ini istedikleri yere bağışlama hakkı bulunan Macaristan vatandaşlarını vergilerinin %1′ini Amnesty International’a bağışlayabilecekleri bir sayfaya yönlendiriyor.
Daha fazla anlatmadan önce bu çalışmayı kendi gözlerinizle görmenizi istiyorum. Aşağıdaki link’e tıklayın, karşınıza çalışma hakkında kısaca bilgi veren bir sayfa gelecek, daha sonra yandaki “Layer Ad Fest” yazılı linke tıklayıp, karşınıza gelen videoyu play tuşuna basarak oynatın. Fakat videonun sesi kısık… Ses seviyesiyle bir oynayın bakalım….
Amnesty International Online Çalışmasını İzlemek için tıklayın.
Farettiğiniz üzere sesi açtıkça hücrenin parmaklıkları açılıyor ve sesi kıstığınız zaman kapanıyor. İnsan hakları ihlallerini önlemek için “Sesinizi Yükseltin” diyen çalışma sıradan bir video görünümündeki görseli ineraktif, etkileşimli bir uygulama haline getirerek online reklamlara ve tanıtımlara yepyeni bir boyut katmış.
Marketing Türkiye Network Marketing Türkiye
Yavaşşşşş!
25 Eylül 2009 - Yazar: Erman
Kategori: Reklam, Tüm Yazılar, Yaratıcı Reklamlar, Yaratıcılık, Önemli Başlıklar
Amerika Birleşik Devletleri, Milwaukee’de Elm Grove Polisi için Cramer-Krasselt reklam ajansının hazırladığı outdoor çalışması, aşırı hızın potansiyel sonuçlarını sürücülere çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

Kaza İhtimali
Bu kampanya için 3 ayrı outdoor çalışması hazırlanmış. Hız tespit ünitelerinin giydirilmesiyle oluşturulan tabelalardan ilki sürücünün hızını okuyarak dijital ekranda yanında bir yüzde işaretiyle sürücüye gösteriyor, dijital ekranın üstünde ise “kaza yapma ihtimali yazıyor” ve yolun hız sınırının üzerinde seyreden sürücülere uyarıda bulunuyor.

Hastanede Geçirilecek Günler
İkinci çalışmada ise sürücünün hızının gösterildiği ekranın üstüne “Hastanede Geçirilecek Günler” yazılmış.

Kazanın Faturası
Üçüncü ve son çalışmada ise hızın gösterildiği dijital ekranın yanına 3 sıfır eklenerek üzerine “Kazanın Faturası” yazılmış.
Hız limiti olan 25 mil’de yada altındaki hızlardaki geçişlerde dijital panel ne gösteriyor tam olarak bilmiyorum. Eğer hızı aynı şekilde göstermeye devam ediyorsa 20 mille giderken bile 20 gün hastanede geçirebileceğinizi ya da 20 gün hastanede yatabileceğinizi iddia ediyor demektir. Muhtemelen 25 mil’in altındaki hızlarda hiçbirşey göstermiyordur ancak 26 mil’de hızınızı gösterip, hız limitinin sadece 1 mil üstünde olmasına rağmen bu hızda 26 gün hastanede yatabileceğinizi ya da muhtemel kazanızın faturasının $26,000 olacağını söylemesi ufak bir orantısal mantık hatası yaratıyor. Yine de; hızın yol açabileceği felaketleri, sürücüleri korkutmak maksadıyla biraz abartılı fakat oldukça ilgi çekici bir şekilde gösteren başarılı bir çalışma olmuş.






