Büyük Etki Yaratan Küçük Değişiklikler

Bir afiş, billboard, poster ne kadar iyi tasarlanmış ve hazırlanmış olursa olsun hergün içinde yüzdüğümüz reklam okyanusunda kaybolmaya mahkum. Fakat zeka parıltısı içeren bir yada birkaç değişiklikle sıradan mecraları, şaşırtıcı, ilginç ve çarpıcı hale getirmek mümkün. Saatchi & Saatchi Jakarta, geleneksel yollarla kullanıldığında sıradan olabilecek, dikkat çekmekten uzak olacak bir görsel metaryeli doğru yerde doğru şekilde kullanarak insanları şaşırtmayı ve almayı beklediği pozitif tepkinin çok ötesinde bir başarı yakalamayı başarmış.

Yaptıkları şey, hazırladıkları posteri bir alışveriş merkezinin tabanına yapıştırmak ama asıl akıllıca olan alışveriş merkezi ziyaretçilerini dinamik bir öğe olarak kullanmaları.

frontlineoff

Köpeklerdeki pire ve kenelere karşı sprey üreten Frontline firması için hazırlanan bu yaratıcı çalışmada, kaşınan bir köpeğin resminin bulunduğu poster alışveriş merkezinin tabanına yapıştırılmış. Üzerinde gezinen insanlar ise yukarıdaki katlardan bakıldığında köpeğin üzerinde dolaşan pireler gibi görünüyor. “Onları köpeğinizden uzak tutun” sloganını taşıyan dev posterler, Endonezya’da 3 farklı alışveriş merkezine uygulanmış. Endonezya’da yerel bir petshop zinciri olan firma kısıtlı bütçesiyle, çok daha pahalı olan televizyon reklamlarından daha büyük bir etki yaratmayı başarmış.

En pahalı TV reklamlarının görmezden gelindiği bir ortamda başarılı sonuçlar elde etmek için, yaratıcı ve çarpıcı olmak şart. Zeka parıltısı içeren yaratıcı değişikliklerle en sıradan şeyleri bile üzerine konuşulmaya değer yapabileceğimizin kanıtı niteliğinde bir çalışma… Ve üzerine konuşulmaya, başkalarına anlatılmaya değer bulunan, bizi şaşırtan, gülümseten ürünler, hizmetler, kampanyalar başarılı olurlar…

Bunun yanında bu kampanyanın bize anlatığı önemli birşey daha var; bütçe kısıtı ve/veya diğer engellerin, engel olmalarının yanısıra yaratıcılığı kamçılayan faktörler olmaları… Yaratıcılık söz konusu olduğunda engeller, olanaksızlıklar dostumuzdur aslında… Tüm büyük icatlara bizi hayran bırakan şey, onların engellerin, olanaksızlıkların çevresinden zekice, yaratıcı ve farklı bir şekilde dolaşıp istedikleri sonuca varmalarıdır. Havada yol almak bizim için problem olmasaydı uçakların havada süzülmesi bizi kendine hayran bırakır mıydı acaba? Zorluklar, olanaksızlıklar, vasat çalışmalar için asla bahane olamazlar, aksine önümüze koydukları engellerle etrafından zekice dolaşmamız için, yaratıcılığımızı ortaya koyabilmemiz için fırsatlar sunarlar.

(Not: Yazıdaki bir günlük gecikmeden dolayı özür dilerim.)

Erman

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Tutkulu Çaylaklar Aranıyor!

Los Angeles Flarmoni Orkestrası yeni bir orkestra şefi aradığında, dünyanın en prestijli şefleri bu pozisyon için başvurdu. Ancak onlar Venezuela’lı Gustavo Dudamel’i, CV’si rakipleriyle karşılaştırılamayacak kadar boş olan 26 yaşındaki bir genci seçtiler. Neden? Çünkü LA Flarmoni orkestrası, prosedürü bilen, dünün işini yapabilecek birini değil, yenilikçi, orkestrayı yeni yöntemlerle yeni kitlelerle tanıştırırken alışılagelmiş yöntemler ve tabular tarafından kısıtlanmayacak kadar “tecrübesiz”, hırslı ve tutkulu bir lider arıyordu.

Tecrübe ve bilgi birikimi bir grubu ya da şirketi yönetmek için önemli olsa da, tutku bağlılık ve inanç gibi kavramlardan daha önemli olduğu söylenemez. Bilgi ve tecrübe zamanla elde edilebilir fakat tutku duyulmayan bir konuda uzun süre çalışılması tutku doğurmaz.  Bunun farkında olan LA Flarmoni Orkestrası genelde “alma” eğiliminde olan tecrübe ve bilgi sahibi insanlardansa, “verme” eğiliminde olan bir “çaylağı” tercih etmiş.

İlerleme sağlayan, çığır açan, değişim yaratan, yenilikler, yaratıcı fikirler genelde çaylaklardan gelir, üst düzey yöneticilerden değil. Çünkü tecrübe ve bilgi birikimi sahibi insanlar birşeyleri değiştirmek istemezler, “status quo”yu korumaya meyillidirler. Çünkü tecrübe ve bilgi birikimi uzun yıllarda edinilir ve maliyeti yüksektir. Tecrübe ve bilgi birkimine sahip kişiler, sahip olduklarının mevcut sistemde değerli olduğunu, ve yepyeni bir sistemde bu değerlerin kendilerini koruyamayabileceğini bilirler. Mevcut gidişatı olduğu haliyle muhafaza etmeye meyilli oluşlarının temel sebebi budur. Oysa ki çaylakların yeni şeyler denediklerinde kaybedecekleri pek birşeyleri, dolayısıyla değişimden korkmak için sebepleri yoktur. (Apple ve Pixar’ı hangi koşullarda kurduğunu hatırlamak için Steve Jobs’ın Stanford Üniversitesindeki konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim, ne kadar tecrübe sahibi olunursa olunsun, değişimden korkmamak için “aç ve budala” kalınması gerektiğini unutmamak için.)

Başarının anahtarının farklılık, yenilikçilik olduğu bir ortamda, oyunun kurallarını değiştirmekten korkmayan bir ekibe sahip olmanın önemini anlatmak açısından LA Flarmoni Orkestrasının attığı adım herkese örnek teşkil etmeli. Tecrübesiz gençlere iş olanağı sağlamak riskten ziyade, başarıya doğru atılmış bir adım olarak değerlendirilmeli. Sıradanlığın başarısızlıkla eş anlamlı olduğu günümüz piyasalarında, dikkat çekici olmak hevesindeki markaların tutkulu çaylaklara ihtiyaçları var, sadece işlerin nasıl yapıldığını bilen, sistemin işlemesini sağlayan ve değişmemesi için gayret eden “idareci”lere değil.

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)