Deco Umbrella Şişe Şemsiye

Geçenlerde rastladığım ilginç bir ürün dikkatimi çekti. Şişe tasarımlı bir şemsiye…

Ürünü çok başarılı buldum. Sıradışı bir tarzı var ve akıllıca tasarlanmış. Kapak kısmı sapı olmak üzere şemsiye sert kılıfnın içine girdiğinde bir şarap şişesi görünümü alıyor. Üzerinde de oldukça modern ve şık desenler bulunduruyor. İşte şişe şemsiyeler;



Deco Umbrella Şişe Şemsiye Çeşitler

shutterstock_22263004































































Bu şemsiyeleri gördüğümde; tam da kendini sattıracak, “word of mouth marketing” yaratacak bir ürün dedim. Bu ürün hakkında konuşmaya değer olan şey ve akıllıca tasarlanmış dememin sebebi; hem fonksiyonel hem duygusal fayda sağlıyor olması. Fonksiyonel fayda sağlıyor; ıslak şemsiyenizi elinizde taşımak zorunda kalmıyorsunuz, yağmurdan sonra kabına koyup çantanıza atabiliyorsunuz, dışındaki sert kabı sayesinde ince metal yapılar dışarıdan gelen darbelerden etkilenip kırılmıyor, kompakt ve hafif çok kolay taşınıyor. Duygusal fayda sağlıyor; farklı, ben buradayım diyor, üzerindeki tasarımlar kişilerin tarzlarını ve görünümlerini bütünlemeye yönelik bu yüzden şık bir aksesuar.

İnternet siteleri; www.decoumbrella.com‘u ziyaret ettiğimde üründe başlayan doğru pazarlamanın burada da devam ettiğini gördüm. Şişe Şemsiyeleri insanların tarzlarıyla ve karakterleriyle bağdaştırmışlar. Örneğin 0% renkler serisinde, müşterilerin bu özellikleri kendi karakterlerinde bulmaları ve o renkteki şemsiyeyi kendilerine ait, kendilerine özel hissetmeleri için renklerin karakteristik özelliklerini yazılmış. Ya da farklı desenli modeller için farklı insan profillerinin kullanıldığı görsellerde “Senin Şemsiyen, Senin Tarzın” denilerek yine şemsiye yamurdan korunma aracı olmaktan çıkarılıp kişisel bir aksesuara dönüştürülmüş.

shutterstock_22279537




































Satış stratejileri de gayet mantıklı, Türkiye’de yeni olduğunu söyleyen ve bunun bilincinde olan marka, kendi internet sitesinden satış yapmak yerine kredi kartlı satışlarını gittigidiyor üzerinden yapıyor. Bu iki alanda avantaj sağlıyor kanaatimce; internet sitesi için alışveriş altyapısı kurmanın maliyetini yok ediyor, ikinci ve daha önemlisi ise Türkiye’de internetten alışverişin tamamen “güven” ve “güvenlik” üzerine kurulu olmasından dolayı yeni ve tanınmamış bir site yerine, insanların tanıdıkları bildikleri köklü bir internet sitesi aracılığıyla alışveriş yapma fırsatı sunuyor. Ürünün fiyatı havale ile 30TL, gittigidiyor’dan kargo dahil 35TL. Ne ürünü ayağa düşürecek kadar ucuz, ne cep yakacak kadar pahalı.

Özetleyecek olursak, işlevsel, fonksiyonel özelliklerinin bulunması, farklı olması ve farklı görünmesi, insanların kendilerine ait hissedebilecekleri ayrı ürün kimlik ve karakterlerinin bulunuyor olması, şemsiyeyi insanların tarzlarını bütünleyen bir aksesuara dönüştürmesi, akıllıca bir satış ve fiyat stratejisi bu ürünü ve markayı anlatmaya değer kılan şeyler.Deco Umbrella Şişe Şemsiye Şık

- Marketing Türkiye Network

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: +1 (from 1 vote)

Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor

27 Şubat 2009 - Yazar: Erman  
Kategori : Reklam, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar

Madrid Hayvanat Bahçesi’nin hazırladığı birkaç afiş ahlaki açıdan hayvanlarla insanları karşılaştırıyor. Vurucu cümlelerin ve örneklerin seçildiği bu kampanya Sra. Rushmore United (İspanya) reklam ajansı tarafından hazırlanmış. Reklamlarında “ya güldür ya ağlat” felsefesiyle hareket eden ajans provokatif bir sloganla duyguları hedef almış. Bir hayvanat bahçesi için duygusal reklamlar yapmak, “bu hafta sonu için %20 indirim” gibi reklam ve duyurular yapmaktan çok daha mantıklı…

Bir aslan gücünü asla diğerlerini küçük düşürmek için kullanmaz. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Bir aslan gücünü asla diğerlerini küçük düşürmek için kullanmaz. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Ayılar dişi yavrularıyla erkek yavruları arasında fark gözetmezler. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Ayılar dişi yavrularıyla erkek yavruları arasında fark gözetmezler. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Leopar ile Panter arasındaki tek fark renkleridir. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Leopar ile Panter arasındaki tek fark renkleridir. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Bir yunus yaralı bir yunusla karşılaştığında onun suyun üzerinde durmasına yardım eder. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Bir yunus yaralı bir yunusla karşılaştığında onun suyun üzerinde durmasına yardım eder. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Filler yaşlılarını asla terketmezler. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

Filler yaşlılarını asla terketmezler. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

İki goril grubu karşılaştığında, daima çatışmadan kaçınırlar. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

İki goril grubu karşılaştığında, daima çatışmadan kaçınırlar. (Hayvanlar Bize İnsan Olmayı Öğretiyor.)

- Erman Yaman

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)

Duygusal Fayda v.s. Fonksiyonel Fayda

Günümüzde çoğu marka duygusal faydanın önemini kavramış durumda. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi, Omo’nun kirlenmek güzeldir kampanyası. Önceden A ve B deterjan markalarının reklamları, bizimki 5 etkili, bizimki 10 etkili, bizimki 150 etkili şeklinde uzayıp giderken, Omo “Kirlenmek güzeldir.” diyerek insanların duygularına hitap etmeyi başardı.

Markaların verdikleri duygusal faydayı arttırmaları pazarlama açısından olumlu değerlendirilir. Bu doğru bir yaklaşımdır. Sizi önemsiyoruz, yanınızdayız v.b mesajlar tabi ki tüketicilerin gözlerinde daha iyi bir itibara sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Ancak ben bu yazıda tüketiciye duygusal açıdan dokunan kampanyaların başarılarından veya ne kadar gerekli ve önemli olduğundan bahsetmeyeceğim.

Bazı markalar verdikleri duygusal faydayı güçlendirirken, fonksiyonel faydalarını arttırmak gibi bir çaba içinde değiller malesef. Rakipleri fonkisyonel faydalarını arttırıp “maddi” anlamda tüketici ve kullanıcılarının yanında olurken, bu markalar “yeni trend bu” diyerek fonksiyonel faydayı gözardı ediyorlar. Fakat tüketiciyi hem maddi hem manevi olarak  tatmin edemeyen markaların yükselişleri kısa süreli olacaktır.

Telekomünikasyon firmalarını ele alalım. A firması bana faturamı hafifletebileceğim paketler sunarken B firması ülkedeki tüm şirin çocukları toplayıp, kafalarına sarı “şapkalar” geçirip çektiği reklamlarıyla, sizi sevdiklerinize kavuşturuyoruz mesajı veriyor. Siz hangisini seçersiniz? Bir tüketici olarak diyorum ki; “Sizin tarifeleriniz pahalı. A firması bana daha az fatura ödememi sağlayan şöyle bir paket sunuyor. Siz ne öneriyorsunuz?” Bir adet KFC’ninkine benzer Tavuk, bir sürü şirin sarı çocuk ve bir adet Recep…

Bir marka yüksek fiyat politikası uygulayamaz mı? Tabi ki uygular, ama karşılığını verdiği sürece. Peki karşılığı illa ki maddi mi olmak zorundadır? Hayır. Eğer yüksek fiyat uygulayan marka, beni “daha prestijli, daha güvende, daha rahat yada genel anlamıyla daha iyi hissettiriyorsa” yüksek fiyatının karşılığını veriyor demektir. Benim eleştirdiğim nokta, reklamlar aracılığı ile verilen mesajların gerçek hayatta aslının olmamasıdır. Bunu sadece yukarıda bahsettiğim firma için söylemiyorum, onlarında başarılı kampanyaları var. Fakat bazı noktalarda tüketicilerine sağladıkları fonksiyonel faydanın yetersiz kaldığını düşünüyorum.

İdeal olan; bu iki fayda türünü uygun oranlarda karıştırarak kendi hedef kitlenize en uygun “sihirli formülü” bulmaktır.

Not: Fonksiyonel faydayı ikinci plana iten çok daha büyük markalar hatta “lovemark”lar da mevcut. Onları da farklı bir yazıda anlatırım…

VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.8.1_1037]
Rating: 0 (from 0 votes)