Jun 18, 2010

Yazar : Erman Kategori : Alternatif Bakış, Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Türkiye'de Marketing, Önemli Başlıklar | 2 Yorum

Hayatı Kim Dolduracak?

Hayatı Kim Dolduracak?

“Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Taslağı” Efes Pilsen Basketbol Klübü’nün kapatılma ihtimalini doğurduğundan haklı bir yankı buldu. İlk kez Koraç kupasını getiren, ilk kez Final Four’a kalan, ilk kez Avrupa’da final oynayan, kendi sınırlarından taşıp Türkiye’ye mâl olan bir basketbol kulübünün, toplumu alkolün zararlı etkilerinden koruma bahanesiyle kapatılma raddesine gelmesi son derece üzücü. Ancak gözlerden kaçan bir gerçek var; önceki düzenlemeler ve sözkonusu taslak kapsamında darbe alan sadece Türk basketbolu değil ne yazık ki. Türkiye ekonomisi başta olmak üzere, sanattan, turizme birçok alanı negatif etkileyecek gelişmelerle karşı karşıyayız.

Öncelikle şunu idrak etmek gerekir ki, yapılan ve yapılması planlanan değişikliklerden önce de kimsenin toplumu alkol bağımlısı haline getirme gibi bir çabası dolayısıyla bu denli sert önlemlerin alınmasını gerektirecek bir tehlike yoktu. Alkol tüketimi, araç kullanma ile birleşmedikçe ve ölçülü tüketim sınırları içerisinde kaldıkça lanse edildiği kadar tehlikeli değildir. Ölçülü tüketim 2 adet alkollü içecek manasına gelip, 1 adet alkollü içecek 355mililitre bira, 148 mililitre şarap, 44 mililitre sert (ispirtolu) içki olarak tanımlanmıştır. (Kaynak: MayoClinic – Alcohol use: Why moderation is key). Farklı kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalar sonucunda ölçülü tüketimin etkileri özetle aşağıdaki  gibidir;

  • Periferik vasküler hastalıklar ve Kalp hastalıkları riskinde azalma.
  • Kalp krizi kaynaklı ölüm riskinde azalma
  • İnme, özellikle lokal kan dolaşımı kaynaklı inme riskinde azalma
  • Safra taşı ve diyabet riskinde azalma
  • %3 daha uzun yaşam (Kaynak: ABD – NIAAA – Alkolizmle mücadele eden bir enstitü)

Bilimsel verilerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz; ölçülü alkol tüketimi yararlıdır.

Bu konuda detaylı bilgi edinmek için 1816 yılında kurulmuş olan Potsdam, New York Devlet Üniversitesi’nin “Alkol ve Sağlık” başlıklı kapsamlı araştırmasından yararlanabilirsiniz.

Ama Alkol Tehlikeli!

Potansiyel riskler açısından benzer özellikler gösteren, Otomobiller’de tehlikeli. Aynı yaptırımları otomobil reklamlarına uyguluyor muyuz?

Alkol

Otomobil

  • Aşırı ve bilinçsiz tüketimi, maddi ve manevi hasara yol açar.
  • 18 yaş altındakilerin kullanması yasak ve tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
  • 2008′de Türkiye’de sirozdan ölenlerin sayısı: 1242 (763 erkek, 479 kadın)
  • 2008′de Türkiye’de sirozdan ölen 19 yaş altı insanların sayısı: 11
  • İlgili TÜİK raporu
  • Aşırı hızlı ve bilinçsiz kullanımı maddi ve manevi hasara yol açar.
  • 18 yaş altındakilerin kullanması yasak ve tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
  • 2008′de Türkiye’de trafik kazasından ölenlerin sayısı: 1179 (853 erkek, 326 kadın)
  • 2008′de Türkiye’de trafik kazasından ölen 19 yaş altı insanların sayısı: 181
  • İlgili TÜİK raporu

İsterseniz TAPDK tasarıdaki ilgili bazı değişiklikleri, alkol yerine otomobil, alkol kullanmak yerine otomobil kullanmak olarak değiştirip, durumu toplum, özellikle 18 yaş altı gençler  açısından sayısal anlamda benzer tehlikeler ihtiva eden otomotiv sektörü açısından inceleyelim.

  • Reklamlarda, bireysel ya da toplumsal nitelikli özel olaylara vurgu yapılarak, araba kullanmayı  özel olayların bir parçası olarak ilişkilendiren içerik kullanılamayacak.
  • Reklamlarda, herhangi bir alanda özel başarıya sahip veya kamuoyunun güvenini kazanmış ya da yardım kuruluşları ile işbirliği içinde olan veya çocuk ve gençler yararına faaliyette bulunan veya medyada isim yapması gibi nedenlerle çocuk ve gençler için açıkça veya zımnen örnek teşkil eden ya da edebilecek herhangi bir kişi, karakter veya grup yer alamayacak.
  • Otomobil reklamlarının sinema filmleri gösterimi vasıtasıyla yapılması halinde, bu reklamlar sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu’nun 18 yaş üstü (18 ) olarak sınıflandırdığı sinema filmlerinin gösterimlerinde yayımlanabilecek.
  • Reklamlarda, araba kullanmanın statü sembolü ve yetişkinlik işareti olduğu  mesajı verilemeyecek.
  • Otomobil markalarıyla her türlü sportif faaliyet, şirket şeklinde yapılanmalar da dahil olmak üzere spor kulüpleri veya spor kulübü taraftarları arasında bağ kurulmasına neden olacak uygulamalar yapılamayacak. Otomobil markalarıyla, otomobillerin üzerinde yer alan logo, amblem ve işaret şeklindeki otomobil markasını doğrudan çağrıştıran, ayırt edici tasarımlar, spor kulüplerine isim olarak verilemeyecek ve tanıtımlarında kullanılamayacak.

Sırf gençler hıza özenip ailelerinin otomobillerini izinsiz kullanır ve kaza yapar diye otomotiv sektörüne bu tarz kısıtlamalar getirmiyorsak, özenip alkol bağımlısı olurlar diye de alkollü içecek sektörüne bu denli ağır kısıtlamalar getirmenin manası yok. Bunun yerine pekala, aşırı tüketimin zararlarını anlatan, insanları ölçülü tüketim konusunda bilgilendiren kampanyalar yapma zorunluluğu getirilip, 18 yaş altı gençlerin tüketimini engellemek için yerel otoriteler tarafından arttırılan denetimlerle olası tehlikelerin önüne geçilebilir, sektörü sekteye uğratmadan…

Efes’e İhtiyacımız Var!

Evet herşey gibi alkolün de aşırı tüketimi tehlikelidir ancak Türkiye ekonomisinin, kültür ve sanat hayatının can damarlarından birini bu olası tehlikeyi neden göstererek kesip atmak, vergilerle, faaliyet alan ve şekline yapılan müdahalelerle elini kolunu bağlamak, hareket alanı bırakmamanın Türkiye’ye maliyeti çok fazladır. Unutulmamalıdır ki ülkeler için Markalar en az sahip olunan fabrikalar, doğal kaynaklar kadar önemlidir (bkz. Herşey Gider Marka Kalır). Finlandiya’yı sırtlayan Nokia, İsviçre ekonomisinin %26,6 sını oluşturan Nestle örnekleri markaların ülkeler için önemini anlamamıza yetmiyorsa, ne yeter bilmiyorum.

İsterseniz bu ülkenin markasının, yoğun kısıtlamalar altında başardıklarına bir göz atalım. 1969′da kurulup 1972′de 12. Dünya Geleneksel Bira ve Alkolsüz İçecek Seçmeleri’nde Koyu ve Açık bira kategorilerinde altın ve gümüş madalya almasıyla başlayıp, sonraki yıllarda dünya çapında aldığı birincilik ve altın madalyalarla kalitesini dünyaya kanıtlamış bir markadan bahsediyoruz… Avrupa’nın satış hacmi bakımından 8. , üretim kapasitesi bakımından 5. en büyük bira markasından bahsediyoruz… 5 ülkeye yayılmış 37.2 milyon hektolitre üretim kapasiteli bir markadan bahsediyoruz… Aralarında, ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturalya ve Rusya’nın bulunduğu 60′tan fazla ülkeye ihracat yapan, Moldova’da %72 ile pazar lideri olan, Rusya’daki satış hacmi Türkiye’deki satış hacmini geçen bir markadan söz ediyoruz…  Ve bu marka bizim markamız, Türkiye’nin markası! Neden Efes ve Efes gibi Türkiye’den çıkıp dünya markası olma yönünde ilerleyen markalarımıza yeterli desteği vermediğimiz gibi önlerine engel yığıyoruz? Bu topraklardan sadece patates, soğan çıkmaz! Neden Finlandiya’nın Nokia’sı, İsviçre’nin Nestle’si gibi ekonomimizin dinamosu olacak bir marka veya markalar çıkmasın. (Veriler İçin Kullanılan Kaynak: Wikipedia + Anadolu Efes Biracılık)

Hayatı Kim Dolduracak?

Efes kendi tanımıyla, hayatın içinde, hayatı dolduran bir marka. Boş ta değil bu iddiası. Sanata, kültüre yaptığı katkılarla, doğuda verdiği turizm eğitimi ve yaptığı turizm yatırımlarıyla, kazancını Türkiye ile paylaşan Efes, Türkiye’deki hayatı renklendirmek,  doldurmak için samimi bir çaba içerisinde. Söz konusu alanlarda Efes’in desteğinin eksikliği oldukça hissedilir olacaktır. Mevcut ve gelecek muhtemel kısıtlamalar;

  • (2010) 71.831.448 TL ‘lik vergi gelirinin azalması demek
  • 20 yıldır yapılan Efes Blues Festivali’nin olmaması demek
  • Türk Basketbol liginin en gözde takımı Efes Pilsen’in kapanması demek
  • Efes One Love, Miller Freshtival gibi organizasyonların yapılmaması, eğlence-organizasyon sektörünün daralması demek
  • Türkiye’nin doğusunun sahip olduğu tarihi ve doğal güzelliklere dikkat çeken, yöre halkını turizm konusunda eğiten, pansiyonculuğu öğreten, bölgede yaşayanlara alternatif gelir kaynağı oluşturan, doğuyu kalkındıran projelerin kaynaksız kalması demek. (bkz. Gelecek Turizmde)

“Serbest” Piyasa Ekonomisi

Serbest piyasa dinamiklerine, rekabete bu denli müdahale edilmesi gerçekten, benimsendiği söylenen ekonomik yapıya “son derece uygun”. Ayrıca bireysel özgürlüklerden dem vurulurken, malum sektörlerde ÖTV ve diğer vergilerle sürekli fiyatların yükselmesine sebep olarak, tüketicinin İSTEDİĞİ malı satın alma eğilimine ve satın alabildiği miktara müdahale etmenin adı YASAK değil düzenleme oluyor.

Amaç zararlı maddelerden korumak mı? İnsanların sosyal ortamlarda bulunmasını, bir arada olmasını, eğlenmesini, konuşmasını, tartışmasını, sosyalleşmesini engelleyip olabildiğince tek tip insan profili oluşturmak mı? Amaç üzüm yemek mi? Bağcıyı dövmek mi?

Yalnız, bağcıyı dövmeye karar verenlerin şunu akıllarında bulundurmasında yarar var; Bağcıyı bağından bahçesinden ettiğinizde, seneye yiyecek üzüm bulamayabilirsiniz!

——————————————————————————————————————————–

Düzeltme: Yazının yayınlandığı tarihteki (18.06.2010) sayısal veriler wikipedia’dan alınmış olup bir kısmının güncel olmadığı tespit edilip 21.06.2010′da Anadolu Efes Biracılık İnternet Sitesinden alınan verilerle değiştirilmiştir. Yaptığımız yanlış bilgilendirme için özür dileriz.

Açıklama: Alınan elektronik postalar nedeniyle, yukarıdaki yazıdan açık bir şekilde anlaşılabilecek olan bazı gerçekleri açıklama gereği hissettik. Bu yazının amacı insanları “Alkol Bağımlısı” yapmak, aşırı ve bilinçsiz alkol tüketimini özendirmek, otomobilleri yasaklamak değildir. Toplum, özellikle 18 yaş altı gençlik için potansiyel tehlike ihtiva eden diğer ürün/araç/maddeler için katı-yasak denebilecek düzenlemelerden ziyade denetim ve bilinçlendirme yoluna gidildiğini göstermek ve bu alkol için de bu yolların kullanımını tavsiye etmek amaçlanmıştır. Yazıda eleştirilen serbest ekonomiye ve eşit rekabet şartlarına yapılan müdahale ile doğabilecek olumsuz ekonomik sonuçlara gözü kapalı yasakçı anlayıştır. Yapılan eleştirilerin subjektif değil, bilimsel-mantıksal dayanağı olan objektif  eleştiriler olmasını beklemekteyiz.

  1. pinar ozkan says:

    Alkol yerine otomobili ozendiren reklamlarin denetimi konusunda cok haklisiniz.
    Son Fiat reklamindaki iki tane kucuk cocugun hangi otomobili almak istediklerini konusmasinin, cocuklara kotu ornek olmadigini kim soyleyebilir?
    siz cocuklarinizin bunu mu konusmasini isterdiniz? cocuklarinizin bu halinden ovunur muydunuz? sormak isterim Fiat’a.

  2. Alkol, fazlaca tüketilmediği takdirde de zararları olan bir maddedir. Bu sebeple, reklamını yayınlayıp, “ama fazlası zarardır” tarzında bir uyarı vermek çok da ikna edici olmamaktadır.

Yorum Yazın