Nis 17, 2009

Yazar : Erman Kategori : Alternatif Bakış, Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar | 1 Yorum

“RPG”ler ve Kişisel Gelişim

“RPG”ler ve Kişisel Gelişim

Geçenlerde okuduğum bir yazıda hem “ bir konuda derinlemesine uzmanlaşın” hem de “artık tek bir işten anlayan insana iş yok” gibi hafif çelişkili ifadeler dikkatimi çekti. İnsanın zamanı ömrüyle sınırlı olduğundan, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye ayırabileceği zaman kısıtlıdır. Aynı zamanda yemek, içmek ve sosyal faaliyetler gibi hayatımızı idame ettirebilmek için gerek duyduğumuz şeylere de zorunlu olarak vakit ayırdığımızdan ömrümüzün tamamını öğrenmeye adayamayız. Bu da demek oluyor ki bir insan üç beş ayrı alında derinlemesine uzmanlaşamaz. Peki, tek bir alanda derinmelesine uzmanlaşmak mı? Birçok alanda orta düzeyde bilgi sahibi olmak mı? Nedir bunun ideali?

Bu konuda farklı insan kaynakları uzmanları farklı önerilerde bulunuyorlar. Katıldığım konferanslarda uzmanları dinlerken, iş dünyasının bireyleriyle fikir alışverişinde bulunurken kişisel gelişim üzerine iki ana görüşün olduğunu fark ettim. Birincisi çok detay bir konuda uzmanlaşmanın hatta mümkünse hiç uzmanı olmayan bir konuda uzmanlaşmanın, ikincisi ise çok detaya girmeden fakat 3-4 konuda uzmanlaşmanın başarıyı getireceği yönünde… Ben bu konudaki görüşümü “RPG’lerden (Role Playing Game) örnek vererek sizlerle paylaşmak istiyorum.

RPG’ler genelde fantezi dünyasında geçer; elflerin, orkların cirit attığı bir dünya… Yüzüklerin Efendisi’ni hatırlanmayanınız yoktur, aşağı yukarı öyle bir ortam hayal edin. Filmdekine benzer karakterler yönetirsiniz. Oyuna başlarken öncelikle karakterinize bir sınıf seçersiniz. Seçtiğiniz sınıf bazı konularda karakterinizin diğerlerinden daha avantajlı olmasını sağlar. Savaşçı bir karakter salt kaba kuvvet ve dayanıklılık özellikleriyle öne çıkarken, bir tüccar konuşma, ikna ve pazarlık kabiliyetleriyle, bir büyücü ise hafızası ve zekasıyla ön plana çıkar. Fakat başlangıçta sınıfınızın verdiği özellikler size sadece bir altyapı sunup, seçtiğiniz alanda daha kolay öğrenip, daha kolay ilerlemenizi sağlar. İsterseniz ilerleyen zamanlarda sınıf değiştirebilir, büyücü olarak başlayan bir karakteri heybetli bir savaşçı haline getirebilirisiniz, tabi yeterli zaman ve emeği harcayarak.  Hangi yolda, nasıl bir karakterle ilerlemek isterseniz isteyin başlangıçtaki özellikler tecrübelerle pekiştirilmediği sürece zayıf ve zorlukların üstesinden gelemeyen bir karaktere sahip olursunuz. Oyun boyunca birçok farklı alanda uzmanlık gerektiren çeşitli zorluklarla karşılaşırsınız. Tek bir alanda derinlemesine uzmanlaşmış bir karakter tek başınayken birden fazla beceriyi aynı anda gerektiren problemlerin içinden çıkamayacaktır. Örneğin karakterinin sadece fiziki yönlerini geliştiren bir savaşçı, zeka gerektiren bir bulmacayı çözemeyecek ya da ikna kabiliyeti olmadığı için basit bir diyalogla halledebileceği bir meseleyi kanlı bıçaklı uzun bir dövüş ile çözüme kavuşturacaktır. Bu durumun tersi de pek mantıklı değil. Her konuda biraz bilgi ve tecrübeye sahip bir karakter ise uzmanlık gerektiren büyük bir problem karşısında çaresiz kalacaktır. Kılıç kullanmayı biraz bilen, biraz da ikna kabiliyeti olan, aynı zamanda zekası normalin birazcık üstünde olan bir karakter, ileri düzeyde güç, zeka, çabukluk ya da pazarlık kabiliyeti gerektiren bir zorlukla karşılaştığında elinden pek bir şey gelmeyecektir. Bu yüzden oyuncular kendilerine bir majör iki minör ya da bir majör bir minör sınıf belirleyip karakterlerini %70 majör, %30 minör(ler) şeklinde geliştirirler. Kimi zamanda bu karakter yönetimlerinden “Warlock” (yarı savaşçı yarı büyücü) gibi ara sınıflar ortaya çıkar. En fazla verim ise; asıl uzmanlık alanı ile alakalı bir yan sınıf seçerek başka bir deyişle majör ve minör sınıfları birbirinden çok uzak olamayacak şekilde seçerek alınır.

Şimdi RPG’leri uzun uzadıya neden anlattım? Çünkü RPG’ler fantastik bir ortamda geçen ufak yaşam simülasyonlarıdır. Karakter gelişim seçenek ve yapıları, normal yaşamdan gözlemlenerek oluşturulmuştur. Üniversite ve bölüm tercih ederek kendimize bir altyapı, bir sınıf belirlemiş oluruz. Güzel sanatlardan mezun biri estetik becerilerini, mühendislik mezunu sayısal kabiliyetini, iletişim bilimlerinden mezun biri sosyal alandaki  yeteneklerini geliştirmiş ve diğerlerinden bu alanlarda daha avantajlı bir şekilde hayata başlar. Fakat mühendis, ömrünün sonuna kadar mühendis kalacak diye bir kaide yok. Yeterli ilgi ve çabayla mühendislik mezunu biri senarist de olabilir. Üniversite, Master programları bizim belli alanlarda uzmanlaşmamızı ya da uzmanlaşmaya daha yatkın bir altyapımızın olmasını sağlarken, tek başlarına yeterli değillerdir. İş dünyasında edinilecek tecrübeler olmadan güçlü bir “karakter”e sahip olmamız söz konusu değildir. İş dünyasında da birden fazla alanda bilgi birikimine sahip olmamızı gerektiren ve tek başımıza yüzleşmemiz gereken problemler olacaktır. Tek bir alanda derinlemesine uzmanlaşmak bu gibi problemleri alt etmemizi zorlaştıracak belki de imkansız hale getirecektir. Her ne kadar çağımızda pek mümkün olmasa da; bilgisayardan hiç anlamayan, olağanüstü yetenekli bir tasarımcı düşünün… Ya da tersini, her şeyden azar azar öğrenip herhangi bir uzmanlığa sahip olmayan bir bireyin karşılaşacağı uzmanlık gerektiren zorlukların üstesinden gelip gelemeyeceğini… Biraz matematik, azıcık edebiyat, orta düzeyde bilgisayar bilen bir insan “vasat”ın ötesine geçemeyecektir. Tüm potansiyelinizi %20′lere bölüp 5 ayrı konuda az bilgi sahibi olmak ta, potansiyelinizin %100’ünü aynı yöne kanalize edip başka hiçbir şeyden anlamamak ta verimsiz birer kişisel gelişim stratejisidir. Öte yandan %70 pazarlama, %20 reklam ve %10 satış üzerine uzmanlaşarak kendini geliştiren bir profesyoneli çok farklı bir kariyer bekliyor olacaktır. Kanaatimce, bu problemin çözümü bir alanda oldukça uzmanlaşıp, bu bilgi ve becerileri, alakalı ve yakın 1-2 ayrı konuda orta düzeyde tecrübe ve bilgi edinerek desteklemekten geçer.

Keşke önerilenler, 3-4 ayrı alanda derinlemesine uzmanlaşmak mümkün olsa. Fakat ekonomi derslerinden öğrendiğimiz “fırsat maliyeti” ve “kıt kaynaklar” gibi kavramları hatırlayıp biraz daha ayakları yere basan, uygulanabilirliği olan planlar yapmamızda fayda var.

Erman YAMAN

  1. Bilge Kılıç diyor ki:

    Merhaba Erman Bey,

    Öncelikle yazılarınızı beğendiğimi belirtmek isterim. Bu konuda henüz uzmanlaşmamış olsam da, en büyük çabam kendimi geliştirmek ve daha fazla şey öğrenmektir.

    Bu nedenle kişisel gelişimin önemi büyüktür. Farklı dallarda gelişmek faydalı olabileceği gibi, etrafında olup biteni de anlamakta yardımcı olur. Fakat basen çok şey bilmek zararımıza olabiliyor. Bir insanda kişisel gelişim çok önemlidir. Kendini hem kendi dalında hem de farklı dallarda geliştirmek, insanı her konuda farklı olmasına yol açar. Kendine güveni artar ve işe yaratıcılığını da koyarsak, kültürlü ve kendine güvenen bir insan ortaya çıkar. Bu şekilde her insanın yapması gerekir. Peki, eğer bu düşünceleri dinleyecek birileri yoksa? Bir insanın bildikleri sadece kendine faydalı oluyorsa, o bilginin hiçbir şekilde faydası olmaz… Üretimin ve yaratıcılığının temeli bilgidir. Bu nedenle her türlü bilgi paylaşılmalı ve her geçen günü en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. İnanıyorum ki, ülkemizde ve diğer ülkelerde keşfedilecek çok bilge insan bulunmaktadır.

    Bilgi paylaşımına gelince; yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Günümüzde şirketlerin çoğu zaman kalkınmasına ve başarıya ulaşmasında çalışanlarının payı büyük oluyor. Kişisel gelişim her şirkette özenle inşa edilmeli ve mutlak surette fikirler ve düşünceler önem ve itina ile paylaşıma sunulmalıdır. Çünkü bazen şirketin dönüm noktası elde edilen bir fikir veya düşünce olabilir.

    Sizlerle ben de düşünce ve fikirlerimi seve seve paylaşırım.

    (Not: Eğer sitenize kişisel gelişim, pratik bilgiler örneğin; iş görüşmesi nasıl yapılır? Nelere dikkat edilmelidir? tanıtım ve halkla ilişkiler nasıl olmalıdır?Sözlü ve sözsüz iletişim nasıl etkili olur?…v.b. ile ilgili bilgi verici yazılar kullanırsanz hem sizler için hem de siteniz (okuyucularınız) için faydalı olacağına inanıyorum! Sadece bir öneriydi! )

    Tekrar görüşmek üzere,
    Saygılarımla,

    Bilge Kılıç
    Gazimağusa/KKTC

Yorum Yazın