Yazar : Erman Kategori : Alternatif Bakış, Fikirler ve Düşünceler, Tüm Yazılar, Önemli Başlıklar | 2 Yorum
Üniversiteden Ayrıl Başarıyı Yakala – Larry Ellison Yale Mezuniyet Konuşması
ABD’deki üniversitelerin mezuniyet törenlerinde genellikle işdünyasından, başarılı kişilerin motivasyonel konuşma yapması geleneğine çoğumuz bir şekilde rastlamışızdır. Muhtemelen Oracle bilişim şirketinin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison’ın 2000′de Yale Üniversitesinin Mezuniyetinde yaptığı iddia edilen, Yale’li mezunları yerden yere vuran konuşmayı da duymuşsunuzdur. Duymayanlar için sözde konuşma şu şekilde;
(Not: Larry Ellison Yale Üniversitesinde hiç konuşma yapmamış, yüksek Ego’su ile tanınan Ellison’a yakıştırılan bu konuşma SatireWire isimli internet sitesinin yazarlarından Andrew Marlatt tarafından yazımış, ve daha sonra internette efsane haline gelmiştir.)
Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğinizi tahmin ediyorum ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyice bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza, sonra da sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Ve şimdi şunu aklınıza koyun: Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak. Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız.
Başaramayacaksınız!
Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak bir gelecek için yüzlerce umut ışığı GÖREMİYORUM. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar. Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey.
Ben, Lawrence (Larry) Ellison, üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yüksek öğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?
Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim:
Çünkü ben, Lawrence (Larry) Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz.
Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz. Çünkü Paul Allan, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz.
Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede hala yoksunuz. Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir.
O halde biraz da gururunuzu okşamama izin verin.
Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Geleceğinize yönelik oldukça iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada, hayatınızın geri kalan kısmında size yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz.
Ve hayatınız boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir kavramla güçlü bir ilişkiniz oldu burada: TERAPİ.
Bunların hepsi güzel şeyler. Gerçekten, kurduğunuz arkadaşlık bağlarına ihtiyacınız olacak. Bu çalışma alışkanlığına ve ‘terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. İhtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla, asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten masterdan terk. Biraz geç kalmış anlayacağınız.
Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz, kendi kendinize sorarsınız: “Yapabileceğim bir şey var mı?”Bir umut var mı?
Maalesef hayır. Geç kaldınız. Beyninize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp bir şeyler bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında değilsiniz. Eveeet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bunu anlayabiliyorum. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.
Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek.Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara.
Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Bir kez daha vurgulamak istiyorum: AYRILIN. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin! Her şeye yeniden başlayın.
Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve üstünüzdeki kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği…
Bu hikaye doğru olmasa da içinde önemli bir şey var; Sıklıkla yaptığımız bir hata… Ulaşmak istediğimiz hedefe giderken, o hedefe daha önceden ulaşanların ortak özelliklerini bulup, o doğrultuda hareket ettiğimizde hedefimize ulaşacağımıza inanırız. Gayet mantıklı bir yöntem. Ancak bulduğumuz ortak özelliklerin hedefle bağlantısını değerlendirmeden hareket ettiğimiz sürece hatalı tümevarım çıkarımlarından başka birşey geçmez elimize. Aynı bu yazıda olduğu gibi. Bu sözde konuşmada yapılan yanlış çıkarım şu; Bill Gates (Dünyanın en zengin insanı), Larry Ellison (Dünyanın 2. en zengin insanı) ve Paul Allen (Dünyanın 3. en zengin insanı) üniversite mezunu değil, üniversiteden terk öyleyse üniversite mezunu olmamak zengin ve başarılı olmanın bir gereği. Bu tarz yanlış çıkarımlarda bazen sebep ve sonucun yeri karıştırılıyor; tanıdığım bütün zenginlerin Ferrarisi var, zengin olmak için Ferrari almalıyım gibi.. Ya da sadece yanlış ortak noktaya odaklanılıyor; Basketbol maçı izlemeye giden birinin; bugün izlediğim tüm NBA oyuncuları Nike ayakkabı giyiyordu, Nike alırsam ben de smaç basabilirim. Bu sonuncu örnek, sporcu ve sanatçılara sponsor olunmasının, reklamlarda oynatılmasının ve o kişilerin kullandıkları ürünlerin insanlarca tercih edilmesinin arkasındaki temel sebep. İnsanlar olmak istedikleri/ taktir ettikleri kişilerle ortak noktalarının bulunmasını böylece onlara daha yakın hissetmeyi isterler. Ama konu ciddi bir hedefse, oturup ulaşılmak istenen hedefe daha önceden ulaşmış olanların orada olmalarını sağlayan gerçek ortak noktaları bulmak gerekir.
Elbette ayakkabının basketbol oyuncusuna katkısı vardır, ama yıllarboyu süren ağır sportif çalışma temposu onları başarıya götüren asıl etkendir. Dünyanın en zengin 3 adamının ve ilk 10′daki diğer bilişim şirketi sahiplerinin Yale, Stanford gibi çok prestijli üniversiteler kazanmış olmalarına rağmen üniversiteden terk olması mıdır başarılarının sebebi? Peki üniversiteden ayrılmalarının sebebi ne? Çok hızlı gelişen bilişim sektöründe geç kalmamak için, sıradışı ve sonuna kadar inandıkları fikirlerini gerçekleştirmek için bekleyecek zamanlarının olmaması olabilir mi? Bu insanların hepsi, günlerin bile rekabet açısından önemli olduğu bilişim sektörüne dair fikirlerini gerçekleştirebilmek amacıyla ayrıldılar üniversiteden. Eğer böyle bir fikir ve altyapıya sahipseniz, Steve Jobs gibi, Bill Gates gibi ayrılın üniversiteden ve dev bilişim firmaları kurun. Böyle fikirler ve bu fikirleri gerçekleştirebilecek altyapınız yoksa üniversiteden ayrılmak zenginliği garanti etmeyecektir.




larry ellison, bizim gibi gelecek ışığı pek parlak olmayan gençlerin önünün açılması için çok büyük bi değer ve onu takdir ediyorum
mr. ellison
önünüzde saygıyla eğiliyor ve sizi selamlıyorum
david villa
İnsanı motive eden bir yazı teşekkür ederim.